• BIST 100

    1.810%0,00
  • DOLAR

    13,5989% -0,53
  • EURO

    14,8300% 3,63
  • GRAM ALTIN

    778,79% 5,96
  • Ç. ALTIN

    1285,0035% 5,96

İbrahim BİRELMA


Vefatının 133. yılında NAMIK KEMAL (21.12.1840 – 2.12.1888)

İbrahim BİRELMA


Türk edebiyatında özgürlük tutkusu ve vatan sevgisi konularında önemli eserler veren Namık Kemal, 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğdu. Annesi, o sırada Tekirdağ muhassılı (vergi tahsil eden) olan Koniçalı Abdüllâtif Paşa’nın kızı Fatma Zehra Hanım’dır. Babası Mustafa Asım Bey, III. Selim döneminde baş – mâbeyinciliğe yükselmiş Şemsettin Bey’in oğludur. Dedesinin bütün serveti elinden alındığı için babası Asım Bey, yoksulluk içinde büyümüş olup Namık Kemal doğduğu sırada Abdüllâtif Paşa’nın yanında iç – güveyi olarak bulunuyordu.

Namık Kemal’in Tekirdağ’daki hayatı çok kısa sürmüştür. Dedesi, Tekirdağ’daki görevinden ayrılmış, bir ara Tırhala mal müdürlüğünde bulunmuş, ardından da Afyonkarahisar kaymakamlığına atanmıştır. Bu sırada Namık Kemal altı yaşındadır. Sekiz yaşında bastığında annesini kaybetmesi üzerine 19 yaşına kadar bütün ömrü dedesi Abdüllâtif Paşa ailesi arasında geçmiştir.

Abdüllâtif Paşa Kıbrıs Kaymakamlığı, Lazistan sancağı mutasarrıflığından sonra Mart 1853’te Kars Kaymakamlığına getirilir. Bir buçuk yıla yakın süre burada kalır. Sonra İstanbul’un ardından Sofya Kaymakamlığına atanır. Namık Kemal’in gelişmesi, şiir yazması burada başlar. Bir ara evlerine konuk olarak gelen ve sonradan paşa olan Binbaşı Eşref Bey, kendisine “Nâmık Kemal, Sofya’dan ayrılmasına kısa bir süre kala, o yıllarda Niş kadısı olan Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım’la evlendirilir. Henüz on sekiz yaşındadır. Namık Kemal, 1858 yılında büyük annesini, bir yıl ardından da 1859’da dedesi Abdüllâtif Paşa’yı kaybedince İstanbul’a dönüp babasının evine yerleşir. Devlet memurluğu bu tarihte başlamıştır. Tercüme odasında bulunur, şair Leskofçalı Galip’in yanına gümrük Kâtibi olarak girer.

Namık Kemal ile Şinasi’nin Tasvir-i Efkâr gazetesindeki arkadaşlıkları iki buçuk yıl kadar sürmüş, Şinasi 1865 yılı ilkbaharında Paris’e kaçınca gazeteyi sürdürme görevi Namık Kemal’e kalmıştır. Namık Kemal, yazılarında eğitim sorunlarına eğilmiş, kadınların okutulması üzerinde ilk olarak duran yazar olmuştur. Siyasal konularda yazdığı yazılar, hükümetle arasının açılmasına yol açar.

O günlerde Paris’te bulunan Mustafa Fazıl Paşa’nın bir mektupla Namık Kemal ve arkadaşlarını davet etmesi üzerine Avrupa’ya kaçtılar. (17 Mayıs 1867). Abdülaziz’in Fransa’ya gittiği sırada Fransız hükümetinin isteği üzerine Londra’ya geçtiler. Namık Kemal, Yeni Osmanlılar adına Londra’da Hürriyet gazetesini yayınlamaya başladı. (29.6.1869)

Fransız – Alman Savaşı’nın başladığı sıralarda Âli Paşa’nın da rıza göstermesi üzerine Namık Kemal, Türkiye’ye yazı yazmamak koşuluyla döner.

Namık Kemal Gelibolu mutasarrıflığına verilir (9.7.1872). Yeni sadrazam Midhat Paşa’nın önerisi ile 26.9.1872’de Gelibolu’ya hareket eder. 3 ay sonra, 11.1.1872’de görevinden alınır ve İstanbul’a döner. Bu sırada yazdığı Vatan – Yahut – Silistre bitmiş, provalarına geçilmiştir. İbret yeniden yayınlamaya başlamıştır. Vatan – Yahut – Silistre’nin Gedikpaşa tiyatrosunda ilk olarak sahneye konulduğu 1 Nisan 1873 gecesi, piyesin dile getirdiği vatan sevgisi ile coşan halk sokaklara dökülmüştür. Bu olay üzerine, gösterilere yer veren İbret yeniden kapatılır (5.4.1873). Eserin ikinci temsilinden bir gün sonra Namık Kemal, arkadaşları ile birlikte tutuklanır, Kalebent olarak Magosa’ya sürgüne gönderilir. 38 ay süren Magosa sürgünlüğü, Namık Kemal’in gazetecilik döneminin kapanması ve çalışmalarının edebi alanda en verimli bir şekilde başlaması demektir. Âkif Bey’e burada başlar, Gülnihal’i bitirir, zavallı çocuk ile Kara Belâ’yı kaleme alır……… V.Murad tahta geçer, arkadaşlarıyla birlikte kendisi hakkında çıkan af üzerine 19.6.1876’da İstanbul’a döner. 93 günlük padişahlığı sona eren V. Murad, tahttan indirilerek yerine II. Abdülhamit padişah olur (31.8.1976). Yeni padişah, tahta oturmasından 17 gün sonra 18.9.1876’da da Namık Kemal’i “Şurâ-yı Devlet / Danıştay” üyeliğine getirmiştir. 7.10.1876’da da yeni anayasayı hazırlamak için oluşturulan kurula üye seçilir.

Namık Kemal hakkında verilen dört Jurnal üzerine tutuklanır ve hapsedilir. Uzun süren sorgulamalar sonunda padişahın iradesi ile Midilli’ye gönderilen Namık Kemal, orada Vaveyla, Vatan Mersiyesi gibi şiirlerini burada kaleme alır. Adaya gelişinden iki buçuk ay sonra padişah II. Abdülhamit’in iradesi ile 18.12.1879’da Midilli’ye mutasarrıf (yönetici) olarak atanır. En uzun süre görev yaptığı Midilli’de 7 yıl 4 ay kalan Namık Kemal, adadaki Rumların ve onlara âlet olan eşraf ve memurların hakkındaki şikâyet ve iftiraları üzerine Rodos mutasarrıflığına verilir (15.10.1884).

Aralık 1887’de Sakız adasına mutasarrıf olarak verilen Namık Kemal’in sağlığı orada bozulmuştur. Tutulduğu zatürreden kurtulamayarak 2 Aralık 1888’de hayata gözlerini kapamıştır. Önce Sakız adasında bir caminin “hazire”sinde toprağa verilmiş, Ebüzziya Tevfik’in başvuruş üzerine de – vasiyetine uyularak – padişahın müsaadesi ile cenazesi 3 gün sonra oradan alınarak Gelibolu’ya götürülüp Bolayır’da Rumeli Fatihi Şehzâde Süleyman Paşa’nın türbesinin bahçesinde toprağa verilmiştir. (Aydın Oy, Yüzyıllar Boyunca Tekirdağlı Şairler ve Yazarlar, Tekirdağ Valiliği Yayını, 1995).