Perşembe

25.2 °

Cuma

27.9 °

Cumartesi

27.8 °

  • BIST 100

    2.418%1,81
  • DOLAR

    16,3453% -0,12
  • EURO

    17,5524% 0,47
  • GRAM ALTIN

    974,62% -0,01
  • Ç. ALTIN

    1608,123% -0,01

Prof. Dr. Mehmet Mehdi ERGÜZEL


Memleketin Has Evlatları…

Prof.Dr. M. Mehdi ERGÜZEL


Vatanın dağlarında milletin huzuru ve istiklali için ölmek, şehadet şerbetini içmek, "savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün" albayrağın kızıllığında ısınamadan gitmek, "dağlardan çöllere düşürdüğü gün" Yemen şehitleri misali albayrağın gölgesine sığınamamak ve Ârif Nihat Asya'nın, Orhan Şaik Gökyay'ın mısralarında teselli bulmak; "Bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa girenlerin" sayesinde hür olduğumuzu bilmek, vefalı olmak, Mehmet Kaplan'ın ifadesiyle "gündelik siyasetin çamuruna asla bulaşmamak". İşte bütün meselele budur... Beka meselesi budur. "Vatanın bağrına düşman hançerini dayadığında" destan yazanlar işte bu has Anadolu yiğitleridir. Unutulmayalar, ruhlarından Fatihalar eksik edilmeye, aileleri ve evlatları ilgisiz kalmaya... Muhallebi çocukları da şımartılmaya, utanmayı ve hadlerini bilmeyi, şükretmeyi öğreneler... Allah yardımcımız ola..

***

Bir zamanlar, üç dört yıl kadar önce karlı dağların tepelerinde donarak şehid olmuş asker resimleri ile verilen can yakıcı bir haber okumuştum. Bu haber çok ağırıma gitmişti. Belki bu acıyı yaşamaya ihtiyacımız vardı. Bu çocuklar unutulursa biz adam değiliz. Tunceli dağları, Aralık 1915'in Sarıkamış'ı mıydı ki yiğitlerimiz donarak şehit oluyordu ? Biz bunu anlayamayız. Açıklama beklemek tabiî hakkımızdı. 2017-18 Türkiye'sinde donarak ölmek ne demekmiş anlayamıyorduk. Allah hepimize sabır versin. Bundan sonra donma haberleri duyulmamalıdır. Alınacak tedbirler elbette vardı. O arslan parçalarının ruhları şâd mekânları cennet olsun.

Asla unutulmasınlar. Hatıraları ebedî olsun inşallah..

***

EBEDÎ CUMHURİYET

98 yıl nedir ki ? İnşallah nice 980, 9 300, 93 000'lere doğru...

"Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser../ Üstte gök çökmedikçe,

altta yer delinmedikçe..(Bilge Kağan ).

" Takı taluy takı müren kün tug bolgıl kök kurıkan."/ Daha denizler daha ırmaklar...Güneş bayrak olsun, gök çadır...(Oğuz Kağan )

"Devlet-i ebed-müddet."/ Ebedî devlet.. inşallah

ve Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ifadesiyle,

 "Türkiye Cumhuriyeti, ilelebed payidar kalacaktır..."

ALLAH' IN MİLLETİMİZE NASİB ETTİĞİ ANADOLU'DA

BİN YILA YAKLAŞAN HÜKÜMRANLIĞIMIZDA,

BİRBİRLERİNİN TABİÎ DEVAMI HALİNDE GELİŞEN

SELÇUKLU-OSMANLI-CUMHURİYET DÖNEMLERİNİN

EBEDÎ DEVLET ANLAYIŞIMIZIN BİR NİŞANESİ OLMAK ÜZERE İSTİKBALE DOĞRU DAİMA PAYİDAR KALMAK AZMİYLE KURULAN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN

NİCE 98 YILLARA YÜKSELEREK ERİŞMESİ VE

DÜNYADA HUZURUN TİMSALİ OLMAK İDEALİ YOLUNDA AZİMKÂRANE YÜRÜMEYE DEVAM ETMESİ DİLEĞİYLE...

***

EVLİYA ÇELEBİ’DEN İLHAMLA, BEŞ YIL ÖNCEDEN BİR KÜÇÜK HATIRA….

28 Ekim 2016

    Dün ; horoz ötüşleri duymasak da zamâne telefonunun sun'î ikazıyla sabahın seherinde uyanup, vezâif-i dîniyyemizi icrâ eyleyüp, tan ağaran vakıtta,

"Türk Hava Yolları'nun Anadolu Jet" namıyla mâruf tayyârelerinden birinün, vatan semâsıyla ipeklenmiş çelik kanatlarına süvâr olup, ak bulutlar üzre, hayret-engîz manzaraları kuşbakışı seyr ü temâşâ eyleye eyleye, Devlet-i Cumhuriyyemizin pâyitahtına, göz açup yumuncaya degin kırk dakikada vâsıl olup, Nezâret-i İrfân'da, memleketün güzîde edip ve edîbeleriyle vazîfe-i resmiyyemizi ikmâl iderken , müdîrinden güvenlik görevlisine dek her biri mülâyim ü mütebessim Nâzırlık erkânından hüsn-i kabul görüp, muhtelif ikramlar tadup, bî-hisab imzalar atup, müteakıben Harputlu refikimizin arabasıyla pür-sürûr u hayrân bir ahvâl içinde Esenboga didükleri yire gelüp, Kâinat'un en gözel şehri, Cennet civarında oldugı, Devr-i Lâle şairi Nedim tarafından rivayet olınan Âsitane'deki fakirhanemize dönmek, evlâd u ıyâlumuza ve torunlarumuza kavuşmak duasıyla yine demür kuşaklu ve pulat kanatlu kuşa sarılarak, mâlûm âsumânda akşam alacasından yatsıya doğru la'l ü ebkem yukarulara revân olduk, gâh ulduzlara baka baka, gâh gicenün kararttığı şehri aydın eyleyen rengârenk ışık oynamalarına şaşa şaşa, nihâyetinde, biiznillah-i Taâlâ, zemîne kadem basduk.

"Gök ehli yir ehline nazar itdükde manzara nicedür ?" diyü suâl olındukda, "engüşt-ber dehân" sükût eyler, hayret makamından ayrılmazuz.

Cümle yârânun nesiller boyu nice ebedî Cumhuriyyet Bayramları idrak etmesi dilek ve duasıyla şehitlerümüzün ruhu şâd, mekânları cennet, kabirleri pür-nûr ola. Din ü devletümüz mülk ü milletümüz kıyamete dek pâyidâr ola, âmin diyenler dîdâr göre...Hânum hey...

***

BÜTÜN ZAMANLARIN SEÇİMLERİNE DAİR…

Milletimiz olgundur, şuurludur, ders verir, alabilene...Tafsilatlı yorumlar, zamanla yapılacaktır.Kendini yenileyemeyen, kibirli üslûp kullanan, diyalog kuramayan, davasını anlatamayan, çocuksu sembollerle yetinen, muhtevayı ihmal eden, istişare etmeyen, fikrî zeminini unutan, asık suratlı "sadece ben bilirim"ciler, ilm-i siyasetin güçlüğünü anlamalıdırlar.Zorla güzellik olmaz. Millet, ikna olmak ister. Projeler bekler...

Millete hem saygı duyacaksınız hem de onun temayüllerini anlamayacaksınız...Derdine deva olmayacak ve sesine kulak vermeyeceksiniz..Ümitlerini kıracak,emeklerini heba edeceksiniz...Bu olmaz, olamaz...Sabrın sınırını millet tayin eder..Millete saygı, demokrasinin vazgeçilemez kuralıdır..Hayırlısı, uğurlusu ola..Allah; devlete, millete zeval vermeye...

Devletimiz ebedi, milletimiz müreffeh, vatanımız mamur ola..

***

ALFABE MESELESİ…

1 KASIM 1928'DEKİ HARF İNKİLABININ 93.YILINDAYIZ.

KÖKTÜRK ALFABESİNDEN GÜNÜMÜZE TARİH BOYUNCA DEĞİŞİK ALFABELER KULLANDIK. KUTSİYET ALFABEDE DEĞİL MANA VE RUHTADIR. BAZI EKSİKLERİNE RAĞMEN BU ALFABE BİN YIL KULLANDIĞIMIZ ARAP KAYNAKLI VE KURÂN'IN DA YAZISI OLAN ALFABEDEN DAHA PRATİK VE TÜRKÇENİN SES YAPISINA DAHA UYGUNDUR...İŞARET SİSTEMİNE KUTSİYET ATFETMEK DOĞRU DEĞİLDİR...ANCAK BİN YIL BOYUNCA YAZILAN BÜTÜN METİNLER YENİ ALFABEYE AKTARILMIŞ VE BİN YILIN KELİMELERİ, KAVRAMLARI, BÜTÜN RUHUYLA, MAHİYETİYLE YENİ NESİLLERE ÖĞRETİLMEYE, YAŞATILMAYA DEVAM EDİLMİŞ OLMALIDIR.. AKSİ HALDE KÖKLERLE DALLARIN BAĞLANTISI KOPAR...

“SONSUZ İRİ GÜLLER…”

      20. asır Türk Edebiyatının tanınmış şair ve yazarlarından  Ahmet Haşim’in çok beğendiğini söylediği  “Bir Günün Sonunda Arzu”  başlıklı şiirinde  geçen bir mısra : “Sonsuz iri güller…”

         Haşim, acı çeken bir adam. Her sanatçı veya her insan gibi. O bakımdan Haşim’i anlamak zor değildir. Yeter ki  okunsun, düşünülsün, hissedilmeye  çalışılsın…Gençlik yıllarımda, üniversitedeyken, bildiğimi, tanıdığımı, anladığımı, çözdüğümü sandığım Haşim, meğerse daha enginlerde bir yerdeymiş. Alabildiğine  girift, okudukça açılıp kapanan, ender yetişen bir zekâ o.. Yıllar önce, 1983’te, vefatının 50. Yılında “Altın Kulelerden Yine Kuşlar” başlığıyla, bir sayfalık, çok özendiğim ve kaleme alırken epeyce zorlandığım bir yazı yayınlamıştım Türk Edebiyatı Dergisinde . Hâlâ severek hatırladığım ve ara sıra baktığım bu yazıda Tanpınar’ın Haşim için kullandığı bir cümle dikkatimi çekmiştir: “ Bizim nesil edebiyat âlemine onun yıldızı altında girdi…” Ve bir başka yerde de “..onu mutlaka anlamaya karar verdiğini..” ihtirasla ifade ediyordu. Tanpınar gibi bir üslupçunun, yola çıkarken kendi gençliğinin en önemli kalemleri arasında Haşim’e verdiği değer boşuna değildi. Tanpınar üstelik, Yahya Kemal’in en yakın iki öğrencisinden biridir.

      Haşim’in şairliğiyle tanındığını biliriz  ama  nesirleri -ki 450 kadar müstakil yazıdır-  bin sayfaya yakındır. Yazılarının her biri, dil ve üslubundaki aşılabilir zorluklar bir yana, kafa yorucu ve zihin açıcı mahiyette, cesurane, çilelerden ve tecrübelerden  süzülmüş, ironi şaheseri kalem ustalıklarıdır. Haşim bu yazılarda, düşünen, huzuru kaçmış, mütebessim görünmeye çalışan gergin bir fikir adamıdır. Yazılarında açıklar, bilgisini ortaya koyar, örneklendirir,  yorum yapar, incinmeyi ve incitmeyi göze alarak, kibar kalmaya çalışarak sorar, cevap bekler ve düşündürür. Her yazısı okuyanda saygı uyandırdığı kadar bilgi artırıcı ve ufuk açıcıdır da..

      Üslûbu; kürsüdeki ciddi, nüktedan, iğneleyici, uyarıcı, sadede gelmeye davet eden bir üniversite hocası tarzındadır. Bu hâliyle beğenilmiş, sevilerek okunmuştur..Zamanımızdan yüz yıl kadar evvel, 1903-1933 arasındaki 30 yıl içinde, en yaralayıcı, acı çektiren yazılarını kaleme  alan Haşim, meğerse sadece bir şair değil sözü asla ayağa  düşürmeyen bir tefekkür adamıymış da biz külliyatını okuyup yeteri kadar tanımamışız. Ne yazık !.. Okuyup anlamadan anlatmanın vebalini, hiçbir ilim ve fikir erbabı kaldıramaz.

      Haşim’i yeniden keşfetmek için tekrar okumaktan ve fikretmekten başka çare yoktur. Durum diğer klasiklerimiz için de aynıdır : Döne döne  okumak, eserler etrafında semazen misali coşmak, yenilenmek, zenginleşmek durumundayızdır. Haşim’e ve edebiyatımızın en az bin yılına tekrar tekrar yeni bakışlarla eğilmek, her nesil için millî bir görev mesabesindedir.

      Bu düşünce ve hayıflanmaların zararını azaltmak niyetiyle, önceki yayınları da gözden geçirip inceleyerek  hazırladığımız Haşim’in,  şiir ve nesirlerini, anlama zorluğu çekebilecekler için, gerektiği yerlerde günümüz Türkçesine uygun  dipnotları veya parantezli karşılıklarıyla vererek sunuyoruz.

      Ayrıca Haşim’in kelime ve kavramlar dünyası üzerinde yaptığımız bir çalışmayı, özel bir dizin hâlinde, kısmî olarak son bölüme ekliyoruz. Çalışmalarımızda, üniversite yıllarımdan Hocalarım olan Prof. Dr. İ.ENGİNÜN ile Prof.Dr. Z. KERMAN’ın ortaklaşa hazırladıkları, 4 ciltten oluşan (Ahmet Haşim- Bütün Eserleri)  hareket noktası olmuştur. Kendilerine şükranlarımı  arz ediyorum.

     Faydalı olması dileğiyle, vefatının 88. yılında Ahmet Haşim’i rahmetle anıyor, e-kitap olarak hazırladığımız bu mütevazı çalışmamızı,  yarının neslinden, inşallah iki hayırlı renk olmasını dilediğim torunlarım Ayşe Nil ile Kerim Mete’ye  armağan ediyorum. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır…    

***