• BIST 100

    1.810%0,00
  • DOLAR

    13,5542% -0,86
  • EURO

    15,4020% -0,80
  • GRAM ALTIN

    778,79% 5,96
  • Ç. ALTIN

    1285,0035% 5,96

Dr. Nezih OKUR


Seçim Kampanyalarının Evrimi

Çalışmalarımızı bilimsel bir yaklaşımla, kontrol grupları kullanarak, denemeler yaparak yürütmeli, yeniliklere açık olmalıyız.


Geçen hafta “Yaşasın Muslukçular” başlıklı yazım bazı tepkiler aldı.

İhtiyacı olan ailelere destek verecek doktorlar, avukatlar dururken verdiğim muslukçu örneğinin eksik kaldığı söylendi. 

Parti içi konuların gazetede duyurulması tenkit edildi.

Bu arada, yazıdaki üç öneri dikkatlerden kaçtı: 1- “ev ziyaretleri” yerine “kapı kapı”yaklaşımı, 2-gençlerin öncelikle görevlendirilmesi, 3-parti eğitmenlerine güven duyulması.

Süleymanpaşa’da yaşayan biri olarak, ulusal medyada paylaşılanları tekrarlamak yerine,  yerel olayları, genel politika konularını ve  ilgimi çeken yurt dışı örnekleri yazıyorum. 

Partimizde dikey iletişim pek verimli çalışmadığı için eleştirileri duyurma yolu olarak gazete seçeneğini kullanıyorum.

Bu hafta da, gözlemlediğim kadarıyla CHP’nin sokak örgütlenmesi modelinin gelişiminden ve seçim kampanyalarının evriminden bahsedeceğim.

SOKAK ÖRGÜTLENMESİ MODELİ

2014 yerel seçimleri öncesinde  “Sandık Çevresi Örgütlenmesi” modeli ortaya çıkmıştı.

Görev almak isteyen üyeler bir şifre ile belli bir sandığın seçmen listesini indirebiliyordu.

Sonra bu gönüllülerin seçmenlerle bir şekilde temasa geçmesi isteniyordu.

Tekirdağ Belediyesinin toplantı salonunda Ufuk Ersöz ve Nesrin Avcı ile birlikte bu konuda eğitimler yaptık.

Kendi payıma düşen sunumlarda ek olarak “kapı kapı” gezme tekniklerini anlatıyordum. 

Ev-aile ziyaretlerine dayanan sokak örgütlenmesi modelini ilk defa 2015’te  Edirne'de yapılan bir toplantıda duydum.

Ev ziyaretleri, bir mahallede bir-iki eve yapılan yardımın duyulacağı, bunun da dalga dalga CHP sevgisi doğuracağı beklentisiyle  öneriliyor.

2016’da Prof. Dr. Aytuğ Atıcı, bu yöntemi, Tekirdağ eğitmenlerine, o müthiş etkili üslubuyla, uygulamalı olarak anlattı.

17 Mart 2018’de, Ergene İlçe Örgütünün daveti üzerine, iki gruba, sevgili hocam Yavuz Yalçın ile “ev ziyaretleri” eğitimi verdik.  

İl Eğitim Sekreteri sayın Halil İbrahim Yıldız da toplantıya gelmişti.

2019 yerel seçimlerine hazırlanırken sandık güvenliği eğitimleri yanında,  Süleymanpaşa Kadın Kollarına  “kapı kapı” konusunda özel  bir sunum yaptım.

Sandık bölgelerinin birleştirilmesi, seçmen listelerinin karma yapılması gibi yasal değişikliklerden sonra, “sandık çevresi” yerine “öbek”ler üzerinden  örgütlenme modeli ileri sürüldü.

“Öbek” çalışmalarında da ev ziyaretleri ön plana çıkarılıyor.

Değişik isimler altında yapılagelen “ev ziyaretleri” hakkında geri bildirimlere dayalı bir rapor yayınlandı mı bilmiyorum.

Öbek sorumlularına verilen eğitimde, katılımcıların kafa karışıklığı tam giderilemiyor.

Eğitimin yerli, yabancı örneklerle zenginleştirilmesi, öbek sorumlularının daha yaratıcı olacak ve insiyatif kullanacak şekilde teşvik edilmeleri gerekir.

“Yaşasın Muslukçular” yazısındaki eleştirilerim yıllardır yaptığım çalışmalara ve gözlemlere dayanıyor.

Amacım kimseyi kırmak değil, CHP’nin daha başarılı bir kampanya yürütmesi.

SEÇİM KAMPANYALARININ EVRİMİ 

Harvard’dan P.Norris seçim kampanyalarının evrimini modern öncesi, modern ve post modern olmak üzere üç aşamada ele alıyor (1).

19. Yüzyıl demokrasilerinde ve 1950’lere kadar görülen “modern öncesi”  kampanyalar, doğrudan kişilerarası iletişim biçimlerine dayanıyordu.Partizan basın, partiler ve halk arasında  temel aracı durumundaydı.Seçmenler partilerini güçlü parti bağlılıkları ile destekliyordu.Genellikle bu kampanyalarda partilerin yerel kolları  adayları seçiyor,  broşürler  bastırıyor, kaynakları planlıyor, seçmenleri ve adayları birbirine bağlayan tüm mekanizmaları sağlıyordu.Bu modelde,vatandaşlar mitingler, parti toplantıları kapı-kapı gezme gibi siyasi aktivitelerde bulunuyordu.

1950’lerde televizyonun gelişmesiyle ortaya çıkan “modern” kampanyalar, kamuoyu anketörleri gibi dış profesyonel danışmanlar tarafından tavsiye edilen, siyasi liderler tarafından merkezi düzeyde daha yakından koordine edilmiş bir parti organizasyonuna sahip olan kampanyalardı. Ulusal televizyon, kampanya etkinliklerinin başlıca forumu halindeydi. Seçmenler, parti ve grup bağlılıklarından giderek daha fazla kopmuş durumdaydı. Politikacılar ve profesyonel danışmanlar anketler düzenler, reklamlar tasarlar, temayı planlar, liderlik turları, haber konferansları yaparak ve fotoğraf dağıtarak basını idare eder, gece televizyon haberlerine hakim olurdu. Bu süreçte çoğu seçmen politikaya  daha mesafeli ve bağlantısız pasif seyirciler haline geliyordu.

Yazar Norris, 1990’lardan sonra internetin sağladığı imkanlarla değişen kampanya biçimlerini “post-modern” olarak isimlendiriyor. Bu  kampanyalarda, profesyonel zümrenin ağırlığın artmış olduğu görülüyor. Reklam, kamuoyu, pazarlama ve stratejik haber yönetimi konularında danışmanlar  sadece  kampanya döneminde değil, sürekli olarak politikacılarla eşit aktörler gibi çalışıyor. Yerel faaliyetler tabanda daha sıkı bir şekilde koordine ediliyor. Medya birden fazla kanaldan oluşan daha karmaşık bir hale geliyor. Seçmenler, oy tercihlerinde daha öngörülemez oluyor. Fakat yeni iletişim kanallarının seçmenler ve politikacılar arasında daha fazla etkileşime izin veriyor olması, modern öncesi kampanyalardaki gibi bir yakınlığa yol açıyor.

Şimdiki kampanyalarda partiler kimlerin bağış yapacağını, kimlerin gönüllü olacağını, kimlerin partiyi desteklediğini bulmak için güvenilir bilgilere ulaşmak istiyorlar. Bu nedenle çalışmalarını odaklamak için seçmenler hakkında çok detaylı bilgilere ihtiyaç duyuyorlar. Bu durum büyük miktarda bilgiyi (big data) bulup analiz etmeyi gerektiriyor (2).

Facebook hesaplarından 87 milyon kişinin bilgilerine ulaştığı için çıkan skandal sonucu kapanan Cambridge Analytica şirketi gibi kuruluşlar bu konuda çalışıyor.

Öte yandan veriye dayanan kişiselleştirilmiş kampanyaların katılımı arttıracağı ve demokrasi için yararlı olacağı da savunuluyor.

SONUÇ

Teknolojinin gelişmesiyle seçim kampanyaları da değişiyor.

Her şeye rağmen seçmenle doğrudan etkileşim önemini kaybetmiş değil.

Geçen ay Almanya’da yapılan seçimlerde de kapı kapı gezme yöntemi yaygın bir şekilde kullanıldı.

Ulusal Demokrasi Enstitüsünün bir belgesinde kapı kapı yönteminin seçmenle temas şekillerinin en etkilisi olduğu belirtiliyor (3).

Seçmenle iletişimin hoş bir örneğini vereyim: 26 Eylül 2021’de Berlin Mitte bölgesinde, milletvekili seçilen Silke Gebel’in  “teşekkür” mesajı içeren karekodlu, A4 boyutunda bir afişi kapılara  yapıştırıldı.

Karekodla kolayca web sayfasına girip isteğinizi yazabiliyorsunuz, ayrıca Bayan Gebel, eğer 12 kişi bir araya gelirse, onlarla yüz yüze  görüşebileceğini de belirtiyor.

İlginç bir uygulama da ABD’den: 2020'de  yapılan başkanlık seçimlerinde, bazı  seçmenlere el yazısı ile yazılmış, oy vermeye davet eden mektuplar gönderilmiş.  

https://votefwd.org/ sitesine giriyorsunuz, size mektup yazacağınız kişilerin adreslerini ve mektup metnini bildiriyorlar.

El yazınızla, eski usul, çok kişisel gözüken bir mektup yazıp postalıyorsunuz.

Bu şekilde 25 milyona yakın mektup yazılmış ve kontrol grubuna göre oy verme oranı % 1 artmış.

Özetlersek, öbek sorumlularımızın yararlanacağı çok çeşitli iletişim yöntemi var, ve biz bu konuları onlara bir şekilde anlatabilmeliyiz, çalışmalarımızı bilimsel bir yaklaşımla, kontrol grupları kullanarak, denemeler yaparak yürütmeli, yeniliklere açık olmalıyız.

(1)https://www.researchgate.net/profile/Pippa-Norris-2/publication/228795981_The_evolution_of_election_campaigns_Eroding_political_engagement/links/02bfe511b0ac3d14c7000000/The-evolution-of-election-campaigns-Eroding-political-engagement.

(2)https://pubs.aeaweb.org/doi/pdfplus/10.1257/jep.28.2.51 pdf

(3)https://www.ndi.org/sites/default/files/Developing%20a%20Campaign%20Plan.ppt 



Nese Okur
25.10.2021 17:08:01
Bu siralanan tekniklerin hepsi iyi duyuluyor, Kapi-kapi modeli kanimca en etkili yontem olur dusuncesindeyim, bizim Turk insanimiz birebir iletisim ile daha mutlu oluyor, verilmek istenen mesajlar daha akilda kaliyor.