• BIST 100

    1.810%0,00
  • DOLAR

    13,5889% -0,60
  • EURO

    15,3711% -1,00
  • GRAM ALTIN

    778,79% 5,96
  • Ç. ALTIN

    1285,0035% 5,96

Ahmet ACAROĞLU


ÖĞRETMENLER  GÜNÜ 

Acaroğlu


Batı medeniyetinin biraz da ekonomik senaryolarla klasikleştirdiği ve piyasayı canlandırma düşüncesiyle küreselleştirdiği  özel günler vardır. Hani neredeyse takvim yapraklarında kutlama yapılmayan boş gün yok gibidir. Bu özel günlerin sadece adını yazmaya kalksam , yazarken ben yorulurum, okurken siz. Kutlanacak günler için en klasik hediye; bir çiçek buketi veya sade bir çiçektir. Şahıslar ekonomik güçleri ölçüsünde, en yakınlarına veya en sevdiklerine daha özel hediye paketleri  göndererek onlara sevgilerini sunmanın sevincini ve mutluluğunu yaşarlar. Kamu kurumlarının ve siyasi partilerle sivil toplum örgütlerinin de kurum bütçesinin ağırlama giderleri kaleminden bu yarışta yer aldığı da bilinen bir gerçektir. 

Bu özel günlerden biri de “ Öğretmenler Günü”dür. Başka bir mesleğin mensubu olsak bile toplumda her bireyin öğretmenlerle çok yakın bir ilişkisi vardır. İster öğrenci olun, isterse veli, yolunuz bir gün mutlaka sizi bir öğretmenle buluşturacaktır. O nedenle, “Anneler Günü” gibi  en yaygın biçimde kutlanan günlerden biri haline gelmiştir bu gün. 

Tüm dünyada  bu asil mesleğin mensuplarını onurlandırmak amacıyla 5 Ekim’de kutlanan  Dünya Öğretmenler Günü, ülkemizde de 24 Kasım 1981’den beri özel bir anlamla kutlanmaya başlamıştır. 24 Kasım anlamlıdır çünkü; 11 Kasım 1928 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla kendisine verilen “ BAŞÖĞRETMEN” ünvanını ATATÜRK’ün kabul ettiği tarihtir. Çünkü o; toplumu çağdaş medeniyet değerleriyle buluşturan bir önder, aydınlık bir geleceğin mimarı, ruhları özgürlük ateşiyle tutuşturan bir kahraman, bilimi baş tacı yapan bir bir öğretmendi. 

Ben 34 yıl görev yapmanın haklı gururu ve yeni nesillerin inşasında aşkla çalışmış bir öğretmenim. Tahminen 3500 öğrencinin bahçıvanlığını yapmanın duygusallığı içindeyim şu an. Yani o fidanların kurumayıp yeşermesi, boy verip dal salması için, vatan ve bayrak sevdasıyla coşması için bir dakikanın bile boş geçmemesi için çırpındım. Bu heyecanın tek bir hedefi vardı, o da; 3500 Atatürk yetiştirmekti. Belki bir kaçını şer güçler esir almış olabilir daha sonradan, ama binlercesi bugün Atatürkçü düşüncenin rüzgarıyla ay yıldızlı birer bayrak gibi dalgalanmaktadırlar gönlümde. O nedenle çok mutluyum,çok bahtiyarım. Öğrencilerimle gurur duyuyorum.Emeklerim helal olsun onlara, sağ olsun hepsi. 

Aslında bugün başka şeyler yazacaktım, yazmalıydım. Öğretmenlerin yığınla sorunları var.Çiçekler,alkışlar,şiirler,duygusal tiradlar güzel de, dertler yumak yumak. Atanamayan binlerce öğretmenin hayalleri çürüyor gün be gün. Sözleşmeli öğretmenlere ödenen komik ücretleri konuşmayalım mı? Sendikaların vefasızlığını, toplu sözleşme ihanetlerini, atamalarda liyakatin yerini siyasal iktidara sadakatin aldığını, öğretmen yetiştiren kurumlardaki akademik kadro açığını yazmayalım mı? Devletin ücretsiz dağıttığı ders kitaplarının bir kenara atılıp öğrencilere yeniden başka kitaplar aldırıldığını gündeme getirmeyelim mi, bu israfa artık son verin demeyelim mi? 

Tamam hadi, daha başka da bir şey söylemeyeceğim bugün. Bize şiirler okuyan o masum çocukların gözlerindeki ışıkla, ellerine verilen metinlerin her cümlesinden esen tatlı esintiyle, yanaklarımızdan süzülen rahmetle serinleyelim bugün.  

Bu yıl emekli olan sevgili eşim Ece Funda’nın, İskenderun, Kahramanmaraş , Kırcasalih ve nihayet Uzunköprü’nün çocuklarını sevgiyle bağrına basan ilkokul öğretmeni kardeşim Gönülden’in, tüm Atatürk’çü öğretmenlerin gününü kutluyor, sevgilerimi sunuyorum.  

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere aramızdan ayrılan tüm öğretmenlerimize rahmetler diliyorum. Annem gibi sevdiğim, çok ama çok sevdiğim ilkokul öğretmenim sevgili Gülseren Terlikçi Cenker  öğretmenim sana uzun ve sağlıklı ömürler diliyor, önünde hürmetle eğiliyor, ellerinden öpüyorum.                                       ----------Ahmet Acaroğlu------