Cumartesi

7.1 °

Pazar

6.7 °

Pazartesi

9.3 °

  • BIST 100

    1.983%-0,73
  • DOLAR

    13,5404% -0,80
  • EURO

    15,1030% -0,84
  • GRAM ALTIN

    778,19% -1,26
  • Ç. ALTIN

    1284,0135% -1,26

Dr. Nezih OKUR


ÖĞRETMEN GÖZÜYLE MASTERCHEF

Gamification


Birkaç hafta önce televizyon kanalları arasında gezinirken MasterChef programına rastladık.

Sonra bağımlısı olduk.

Meğer yıllardan beri yayınlanıyormuş.

Başlarda eğlence gibi seyrediyorduk, ama gün geçtikçe programdaki pedagojiyi fark etmeye başladık.

Şeflerin yarışmacılarla ilişkileri, master dersleri, tekrar tekrar yapılan elemeler, sürekli geri bildirim, yaratıcılık oyunları, liderlik şansı, grup çalışması, akran eleştirileri, kaybettirilmeyen kazanma ümidi hep etkili bir eğitim ortamında  olması gereken şeyler.

Doğrusu MasterChef formatında bir Kimya Laboratuvar kitabı yazabilir miyim diye düşünmeye başladım.

MASTERCHEF PROGRAMI

1990 yılında İngiliz yönetmen ve televizyon yapımcısı Franc Roddam, durağan yemek anlatım programlarını bir yarışma şekline döndürerek MasterChef programını yaratıyor.

MasterChef  bu gün 40 ülkede yayınlanan ve ilgiyle izlenen bir program.

Sadece ünlülerin, çocukların veya  profesyonel aşçıların katıldığı, ülkeden ülkeye değişen çeşitli MasterChef versiyonları var.

Türkiye’de ilk defa 2011’de Show TV‘de, haftada bir, toplam 13 hafta  yayınlanmış.

2018’de TV8'de tekrar başlayan programın  beşinci sezonu devam ediyor.

Beşinci sezonun jürisi, şefler Mehmet Yalçınkaya, Somer Sivrioğlu ve Danilo Zanna.

Detaylı bir başvuru formunu(1) doldurduktan sonra kabul edilen yarışmacılar, ilk elemede kendi yaptıkları yemekleri jüriye sunuyorlar.

İkinci aşamaya geçen yarışmacılar üçer üçer karşılaşıyor, verilen malzemelerle en iyi yemeği yapan bir sonraki aşamaya seçiliyor.

Üçüncü aşamada adaylar, MasterChef ana kadrosuna girmek için, yaratıcılık oyunu dahil, bir dizi yarışmaya katılıyor

Ana kadroya girenler, yapısı her hafta değişen, biri mavi diğeri kırmızı, sekizer  kişilik iki takım oluşturup en iyi tabakları yapmaya çalışıyorlar.

Takım kaptanının ve takım elemanlarının seçimi ve haftanın sonunda bir kişinin elenmesi  ilginç tartışmalar ve duygusal sahneler yaratıyor.

MASTERCHEF VE EĞİTİM

Programı seyrederken, öğretmen gözüyle dikkatimi çeken noktaları madde madde sıralıyorum: 

1- Usta-çırak ilişkisi:  Şefler yaptıkları şeyi öğretiyorlar. Öğrenciler de yaparak öğreniyorlar. Her alanda bu yöntemin uygulanması zor olabilir, veya bizim sanayi çarşılarında ustasından her gün şamar yiyen çırakların durumu gibi tatsız örnekler olabilir, ama öğrenme ortamında kolayca ulaşılabilecek bir uzmanın, bir mentorun olması başarıyı arttırıyor.

2- Otantiklik : MasterChef’te, şeflerin deneyimlerine dayanarak doğal davranması, gerçekleri basit bir şekilde hatırlamanın ötesinde üst düzey düşünmek, bilgi derinliği, yemek gibi elle tutulur gerçek bir  durumla uğraşmak, konu hakkında fikir yürütebilmek, yüksek beklenti ve karşılıklı saygı gibi  otantik öğrenmenin bütün öğeleri görülüyor (2). 

2- Üç şefin birlikte çalışması: Bu  bana  “Her sınıfta iki öğretmen bulunsa nasıl olur?” diye düşündürttü. Sınıf yönetimi konusunda araştırmaları bulunan Jacob S.Kounin’e  göre (3), öğretmenin, öğrencilere her an sınıfta olup biten her şeyin farkında olduğunu hissettirmesi, anında müdahale etmesi gerekir. İngilizce “withitness” denen bu etki, iki öğretmenle kolayca başarılabilir, özellikle sınıfta düzeni sağlayamayan yeni öğretmenler için böyle bir destek çok yararlı olur. “Bir sınıfa iki öğretmen” uygulaması açılacak kadrolar nedeniyle, atama bekleyen öğretmenler için de iyi bir çözüm olabilir.

3-Her hafta yapısı değişen takımlar: Bu, dinamik bir grup çalışması şekli. Her hafta yeni bir kaptan seçiliyor, her üyenin liderlik etme şansı bulunuyor. Grup üyeleri liderlik etmeyi ve  zamanla hangi arkadaşla daha iyi uyum sağlayacaklarını öğreniyor, verimlilikleri artıyor. Değişken gruplar bana “World Cafe” tekniğini anımsattı. World Cafe tekniğinde bir problemi tartışan grupların üyeleri, bir seanstan sonra yer değiştirip başka gruplara geçerler. Çiçekten çiçeğe giden polenler gibi farklı fikirler ve görüşler masadan masaya gezer.

4- Eleme turları: Eleme turlarının çeşitliliği ve aşamaları, son dakikaya kadar yarışmacıların kazanma ümidini  ve motivasyonunu yüksek tutuyor. Nasılsa bir ikinci şans bulunuyor. Bu duygu sınıflarımızda da yaratılmalı.

5-Yaratıcılık oyunu: Yarışmacılara kavun, tarçın gibi tek bir ürün veriliyor, bu ürünü değişik biçimlerde kullanarak yepyeni bir yemek hazırlamaları isteniyor. En orjinal, lezzetli ve uyumlu tabağı hazırlayan  kazanıyor. Yaratıcı düşünmeyi teşvik etmek eğitimin en önemli amaçlarından olmalı. Öğretmenler MasterChef’te olduğu gibi, öğrencilerin yaratıcılıklarını  ortaya çıkaracak aktiviteler, ortamlar hazırlamalı.

6- Akran eleştirileri: Şeflerin doğrudan yaptığı eleştiri ve geri bildirimlerin yanında, yarışmacılara kendilerini ve ekip arkadaşlarını eleştirme olanağı veriliyor. Okullarda öğrencilere de bu imkan sağlanmalı, eleştirel düşünce, eleştirileri kabul etme, daha iyiye gitmek için yararlanma alışkanlığı kazandırılmalı.

7- Öğrenmeyi oyun haline getirmek: MasterChef’te iyi bir örneğini gördüğümüz, İngilizce “gamification” denen bu yaklaşım gittikçe yaygınlaşıyor. Öğretmenlerimiz okullarda konuları oyun şeklinde öğretme yollarını araştırmalı.

8- Estetik eğitimi: Şefler yemeğin lezzeti kadar tabakta sunumuna da not veriyorlar, bir tabak nasıl düzenlenir gösteriyorlar. Okullarda öğretilen her konunun bir estetik tarafı bulunur, çocukların bu güzelliklerin  farkında olması sağlanmalı. Matematikçilerin sık sık güzelliğine vurgu yaptıkları teorem ispatları vardır, Maxwell Denklemleri fizikçilere şiir gibi görünür.

SONUÇ

MasterChef te yarışanlar konuşmalarında yabancı kelimeler, mutfağa özgü terimler kullanıyor. 

Yemek yapımı, mutfak idaresi ciddi eğitim ve Gıda Kimyası bilmeyi  gerektiren, popüler bir alan olmuş.

Yakın tanıdıklarım arasında mutfak eğitimi görüp kolayca yurtdışında iş bulmuş gençler var.

Öğretmen arkadaşlar MasterChef’ten alacakları teknikleri uygulayarak, bazı temel kavramları yemek örnekleriyle öğretebilir, dersleri daha renkli ve eğlenceli hale getirebilirler.

Kendimden bir örnek vereyim: 2008’de derlediğim Kimya kitabının ilk dersi, basit bir kek yapmayla başlıyor, sonra buna dayanarak, ons/gram, Fahrenheit/Celsius çevrimleri, saf madde/karışım, orantı kurmak, grafik çizmek gibi konular çalışılıyor.

MasterChef’te başka neler olabilir konusunda da bir iki ek yapmak istiyorum.

Ev kadınları ve amatörlerin profesyonellerle beraber yarışması çok adil gelmiyor.

Katılanlara, yarışmalar boyunca puan toplama ve bu puanı kritik bir durumda kullanma imkanı verilmesi  önerilebilir.

Her hafta bir yerine üç kişi elenip ana kadroya yeni yüzlerin çıkması hızlandırılabilir. 

Turizm Meslek Liselerinin takımlarının yarışacağı bir şampiyona düzenlenebilir.

Mutfak konusunda hiç bir şey bilmeyenler ama MasterChef nedeniyle ilgi duymaya başlayanlar için sıfırdan bir “MasterChef 101” programı planlanabilir.

(1) https://www.tv8basvuru.com/basvuru/masterchef/1 

(2) https://en.wikipedia.org/wiki/Authentic_learning 

(3)https://www.theedadvocate.org/edupedia/content/what-is-the-kounin-model/ 



Nese Okur
23.09.2021 22:12:48
Her isin kendisine gore incelikleri var…