Cumartesi

7.1 °

Pazar

6.7 °

Pazartesi

9.3 °

  • BIST 100

    1.983%-0,73
  • DOLAR

    13,5404% -0,80
  • EURO

    15,1030% -0,84
  • GRAM ALTIN

    778,19% -1,26
  • Ç. ALTIN

    1284,0135% -1,26

Prof. Dr. Mehmet Mehdi ERGÜZEL


Hatıralar Arasında…

Abasız, Postsuz Bir Derviş…


-Mehmet Emin Ağar Bey İçin-

Tanpınar’ın “Ne İçindeyim Zamanın” mısraıyla başlayan şiirinden hafızamda kalanları mırıldanıp duruyordum son günlerde… Maksadım o şiirde geçtiğini tam hatırlamadığım mısralarla,  bir ruh hâline karşılık aramaktı. Şiirin bir yerinde geçen şu mısralar rahatlatıcıydı:

            “Başım, sükûtu öğüten / Uçsuz bucaksız değirmen /

            İçim, muradına ermiş, / Abasız, postsuz bir derviş…”

Acaba biz muradımız yolunca giderken içimizde ve dışımızda olup bitenlere ne kadar müdahil olabiliyoruz? Kader, ömür dediğimiz zaman içinde hükmünü icra ediyor ve bizi sükûn sahillerinde dinlenmeye alıyor. Resmî hayatta buna “emeklilik” diyorlar. Yakın zamana kadar “tekaüd olma” denildiği gibi. Bu kelimenin “karşılıklı oturma” manası da var. Kelimenin geldiği “kuûd” un bir manası da “namazın oturarak eda edilen kısmı”

Yıllar önce, kendisine “mütekaidînden ve müderrisînden Hacı Mehmed Emin Bey” diye hitabına niyetlendiğini haber aldığımız yirmi şu kadar yıllık arkadaşımız, belki de “tekaüd” kelimesinde mündemiç manalara doğru yeni bir hayırlı bir kapı açmaktadır. “Keşke devam etseydi..” temennileri samimi olsa da dostları, karar sahibinin gidişini; “hırka ile taç” yerine “gönlünü derviş eyleme” yönünde belirlediğini düşünerek, sağlık ve afiyet dilediler…

Dr. M. Emin Ağar’la çeyrek asır aşinalığımız var. İstanbul’daki millî kültür kuruluşlarında, vakıflarda, konferanslarda, üniversitelerde, kitap çarşılarda sohbetler ettik , Dedelerimiz cihetiyle “eski vatan” Rumeli’nin hüznünü dile getirdik. Bu güler yüzlü, dost çehreli, mülayim tabiatlı adam; “mülayim” kelimesinin yakışan manasıyla ilimle hemhal olduğu kadar irfandan da nasiplendiği hal ve tavırlarıyla belli ediyordu, Kırk yıllık arkadaşınız gibi yüzünüze gülen, aylarca görmeseniz bile dün ayrılmışsınız gibi sıcak sohbete kaldığı yerden devam eden, çantasındaki taze kitapları masaya serip “ Mehdi Abi, istediğini seç..” ikramında bulunan Mehmed Emin Bey gibi çok az insan olduğunu düşünüyorum.

Yolumuz 1995’lerde Sakarya Üniversitesinde birleşti. Sapanca’da, Hendek’te görev yaptığı yıllarda adı etrafında bir güven ve huzur mutabakatı oluşan M. Emin Hoca, asıl tecrübesini Eğitim Fakültemizin kuruluşunda ve bilhassa Türkçe Öğretmenliği Bölümünün şekillenmesinde ortaya koydu. Bu bölümün eğitime başladığı yıl beni de davet ettiler, Vahdettin Bey’le beraber onun nezaketi ve güler yüzlü disiplinleri, hafızamda gururlu bir hatıra olarak parlamaktadır. Tıpkı toplu kitap hediye ederken yaptığı gibi dönem başında programı bana uzatarak “Mehdi Abi, uygun gördüğün dersi veya dersleri seç…” demesi ne kadar hoşuma gitmişti. Kale, başka türlü nasıl fethedilirdi. Zira onun mizacı ve meşrebi de benim gibi ; “evlâd-ı fâtihân” dan geliyordu.

M. Emin Bey, okuyan, düşünen, dinleyen, öğrencisiyle kolay anlaşan bir üniversite hocasıdır. Yöneticilikte surat asmadan da işlerin yürüyebileceğini gösteren bir anlayışı olmuştur. Bölümünde ağabey üslubu ile bir gelenek kurarak emaneti gençlere bıraktığına çalışma arkadaşları şahittir. Üniversite dışında, İstanbul’da bir saygıdeğer sohbet çevresi, onu “Ozanlar” ımızdan biri yapmıştır. Sazı yoksa da sözü vardır. Yolunuz Beyaz Saray kitapçılarına veya Sahaflara düşmüşse, “en derin” düşüncelere dalarak kitap peşinde iseniz “Enderun” namıyla anılan bir yerde onu bir sohbetin baş köşesinde bulur yanında sükûna erersiniz.

İddiasız konuşur ama bilmeden konuşmaz. Muhatabımın canını yakmak, onu incitmek, mahçup etmek M. Emin Bey’in tanımadığı tuhaflıklardır. Bize kendi sıkıntılarından bahsetmez. Yahut önemsiz konularmış gibi sohbeti başka vadilere çevirerek, nefsinden uzağa götürmek ister. Milliyetimizi temsil eden ne varsa M.Emin Bey’in ilgi sahasına girer. Zaten münevver olmak dediğimiz de böyle bir hal üzere olmak değil midir?

Doçentliğe hazırlandığım 1995 sonrasında Millet Kütüphanesi’nde, yazma eserlerle ilgileniyordum. Kütüphane Müdürü rahmetli M. Serhan Tayşi Bey’le beni tanıştırdı. “Bazname” nüshalarının peşine düşmüştüm. “Bende bir tane var” dedi. Çantasından çıkarıp uzattı “Sizde kalsın” dedi. “Siz kendiniz için almamış mıydınız?” dedim. “Benim başka çalışmalarım var…Bir kolayına bakarız.” kabilinden rahatlatıcı sözlerle gönlümü aldı. Yazmanın aslını müdür beyle yakınlığı dolayısıyle hemen getirtip incelemem için masaya bıraktılar. Bu tür eserlere yönelişimde rahmetli O. Nedim Tuna kadar M. Emin Bey’in hissesi olduğunu da burada şükranla yad ediyorum. Kendisine kitaplar arasında  sıhhat ve afiyetler diliyorum

***

18 Kasım 2017  ·

 ASİL, VAKUR ve ÇALIŞKAN RUMELİ ÇOCUĞUNA RAHMETLER…

Atatürk "Bu millete hizmet eden/şan ve şeref katan/ onun efendisi/sevgilisi/ olur..." derken ne kadar haklıdır.Kendi bedeninin üç misli ağırlığı kaldırarak "Bir Türk gibi kuvvetli..." sözünü cihana gösteren, güler yüzlü, kökleri Rumeli Türklüğünün Karamanoğullarına ve Avşarlara uzanan asil çocuğu Naim SÜLEYMANOĞLU, bugün ölümüyle içimizi yaktı.46 defa rekor,defalarca Avrupa,Olimpiyat ve Dünya Şampiyonlukları...Daha ne olsun

Ruhu şad,mekânı cennet olsun.Fatihalar Fatihalar onun olsun..

Milletçe, Turanca başımız sağ olsun..İnşallah yeni Naimler yetişsin...

***

20 Kasım 2021

TUNA’YI ÖZLERKEN…

Ta üniversite yıllarımda 1970'ten itibaren tanımakla, kitaplarını okumakla ve sohbetini dinlemekle şeref bulduğum rahmetli Altan DELİORMAN'ın birkaç gün önce İzmir semalarında okumaya başlayıp biraz önce bitirdiğim "MUSTAFA KEMAL BALKANLARDA" kitabının son satırları : "...Ve Aliş'inin sevgisinde ağlayan Tuna, Adakale'nin genç kızlarında inleyen Tuna, bir gece Atatürk'e sofra başında şu sözleri söyletmiştir : Tuna yalıları Türk diyarıdır. / Ne vakitten beri diyemem bilmem, / Bilmem tarihler bilemez bunu../ Nehirlerdir Türk'ün şaşmaz mühendisleri / Her nehir Türk'ü bilir ve Türk bilir her nehri / Tuna'nın da kıyısından gitti eski Türk / Geçti eski Türk Tuna'yı da yararak / Kaç defa, hangi defa sormayınız nafile / Tarih güdük, sökün büyük, sayılamaz sayılamaz bu sökün / O kadar çok Tuna'dan geçtiği günler Türk'ün..."

Hepsine rahmetler olsun....Yahya Kemal'in " Türk'ün aklına, dağ deyince Balkan, nehir deyince Tuna gelir.." sözünü 2004'te birkaç haftalığına görevle bulunduğum Romanya'nın Tulçea'sında Tuna kenarında göz yaşları dökerken daha iyi anlamıştım...

***

21 Kasım 2015  · 

İnşallah, Rahmetli Arif Nihat Asya haklı çıkmaz şu mısralarında :

"Ağlasın taşlara kapanıp tarih, / Selimler gelir de Yavuzlar gelmez..."

......"Yoksa şu toprakta Yavuz, / Yoksa şu yaprakta Oğuz / Biz de yoğuz, biz de yoğuz..."

***

21 Kasım 2015  · 

Devletin konuşacağı yerde milletin dua etmekten başka ne gücü olabilir ki ? Yoksa bir Dünya Savaşı arifesi midir ? Fırtınalar kopuyor. Uzakdoğudan savaş gemileri müttefiklerine yardıma geliyormuş.. İnanılır gibi değil.. Ne günlere kaldık.. Yine dağ başını duman mı alıyor ? Allah milletimizi, ümmetimizi, masum insanlığı korusun. Devletimize ve ordumuza eksilmeyen sonsuz güçler ihsan etsin. Zalimleri de kahr u perişan eylesin...

***

23 Kasım 2019  

Rahmeti Prof.Dr.Turan Güven’e Fatihalarla…Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'ndan yetişmiş, efendiliğini ve fikriyatını örnek aldığımız, İstanbul'da adını duydukça gururlandığımız biriydi. Onun ve dava arkadaşlarının ilim hayatına girmesini ve yükselmesini öğrenmiş, Anadolu çocuklarının da "Devletimizin kanatları altında" yıllarca "parasız yatılı" okuyup mütevazı ve fakirane imkânlarla da "gönül zengini" bir hayat sürebileceğini anlamıştık. Rahmetli, neslini tanıyıp imrendiğimiz ağabeylerden hatıra bir çehreydi. Bilmem ki böyle bir nesil bir daha yetişir mi ? Allah büyüktür. Geçen yıl kendisiyle yaptığımız telefon görüşmesi son hatıra imiş. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

***

Sosyal Medyada Üsluba Dair…

Benim akranlarımdan birilerinden hüccet getirmeye pek ihtiyacım olmadı.Öğrendiklerimi önceki nesillerden ve kitaplarından okuyup dinleyerek kazandım... Sohbete veya tartışmaya, incitici olmadan fikir teatisine vesile olsun diye bazı konular açtığım oluyor. Sosyal medya okul değildir, manidar tebessüm mekânıdır. Asabiyet gösterip ben yaştaki birini hizaya getirmeye uğraşmamak gerekir. Güler geçersiniz. Olur biter.. 10 yıl önce bildiri olarak sunduğum Osmanlı Türkçesiyle ilgili 27.06.2020 tarihli yazım 59haber.com'dadır. Zahmet edip okunabilir. Şu "hizaya getirme, aba altından sopa gösterme, kaş çatma tarzı" bana göre değil...Ders alacak yaşı çoktaan geçtim.. Ne yaptığımın farkındayım. 20’sini geçen kimse çocuk değildir. Benim şahsen okumaya ve düşünmeye ayırdığım vakit, dedikodu ve ideolojik fanatizme ayıracak vakitten fazladır. Bırakın insanlar yazsınlar. Ağır söz kullanmadan cevap verin. Fikirlerimi beğenmiyorsaniz "Lahavle” deyin geçin. Lütfen ders vermeyin. Sohbette kalın. Paylaşımlardan ve yazdıklarımdan  beğenmediklerimi siliyor veya düzeltiyorum. Zor da değil. Adamın biri "Herkes düşünceme katılırsa yanılmış olmaktan korkarım" demiş. Adam haklı mı ne...Her konunun herkesin kafasına uyması gerekmiyor. Selamlarımla azizler..

***

24 Kasım 2019  · 

ÖĞRETMENLER GÜNÜ İÇİN...

Öğretmen Okullarının rengi; eflatundur, leylaktır, mordur, liladır...Ne derseniz deyin, güzel renktir.

Bu yıl; Cevdet Paşa'nın 1848'de Darülmuallimat-ı Âliye adıyla kurduğu Öğretmen Okullarının 171. yılındayız ama Cumhuriyet Türkiyesi'nde, lisansüstü eğitim yapmaları konusunda, bir milyon Türk öğretmenini temsil edebilecek üniversiteler üstü bir TÜRKİYE ÖĞRETMEN AKADEMİSİ kurulması idealine hiç kimse yakın veya heveskâr görünmüyor. Akademisyen Bakanlar bile sloganvari sözlerle bilinen romantizmin ötesine geçemiyor.Vuslat yine bir başka bahara mı kalacak dersiniz ?Ben yine de ümitvarım..Belki bir gün, karlı dağların ardından masallara bürünmüş bir eğitim kahramanı çıkıverir ve inşallah biz de görürüz...Günümüz kutlu olsun diyelim, ne diyelim ki başka. Selam ve muhabbetlerimizle efendim. Ben âşık olduğum mesleğimin 46. yılını bitirmek üzereyim, hamdolsun.. Bu yılın başında "Devlet Baba"dan resmen emekli oldum .Ancak milletimin çocuklarının daima öğretmeni ve aynı zamanda öğrencisiyim..Yıllarca hem öğrendim hem öğrettim."Hem okudum hem de yazdım.." fakat asla bezmedim...Öğrencilerim tarafından sevilmemek, beğenilmemek ihtimali ödümü kopardı. İstedim ki beni ve anlattıklarımı benimsesinler. Şükürler olsun ki insanî hatalarımız dışında"has muallim"olma yolunda yürümeyi Allah bize nasip etti. Gayemiz daima; "Allah, Türk milletini ve masum insanlarımızı korusun ve yüceltsin.." düşüncesi oldu...Bu kutlu gün vesilesiyle; 1973 yılının Eylül'ünden beri, ilk 20 yıl içinde görev yapageldiğim Kütahya İlköğretmen Okulu , Yozgat-Çekerek Lisesi, Sakarya-Arifiye İlköğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü, Isparta-Şarkikaraağaç Lisesi, Kütahya Eğitim Enstitüsü, Kız Meslek Lisesi, Endüstri Meslek ve Teknik Liseleri, Bilecik-Bozüyük Lisesi , İstanbul Kocasinan Lisesi , Mehmet Bayazıt Lisesi, Atatürk Fen Lisesi, Çapa Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü ...ve nihayet son 25 yılımda Allah'ın nasip ettiği Üniversite Hocalığı ile taçlanan Sakarya Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile son 5 yılda ayrıca misafir Öğretim Üyesi olarak lisans ve lisansüstü derslerinde yer aldığım İstanbul Arel Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne ve Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ne ve İ.Yeni Yüzyıl Üniversitesi’ne doğru geçen yıllar içinde,"bir mabede girer gibi besmeleyle huşu içinde girdiğim" binlerce sınıfta beni dinlemiş olan onbinlerce öğrencime "zengin alan bilgileri ve millî şuur gülleri" sunmaya çalıştım, hocalarımdan, okuduklarımdan öğrendiklerimi ve hayatın öğrettiklerini talebelerime anlatmaya, onları düşündürmeye gayret ettim ki bu mukaddes meş'ale elden ele, dilden dile, gönülden gönüle devredilmiş olsun. Bu vesile ile ilk öğretmenimden sonuncuya kadar bütün hocalarıma şükranlarımı arz ediyor, ölenlere rahmet ,kalanlara sağlık ve afiyetler diliyorum. Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa ve yakın silah arkadaşlarını, Türk Eğitimine hayırlı hizmetleri olan bütün idealist öğretmenleri minnetle yad ediyorum. Sürç-i lisan ettik ise affola. Beşer şaşar. Allah affetsin.  selam ve muhabbetlerimi, sağlık ve âfiyet temennilerimi arz ederim. Siz olmasaydınız okullar neye yarardı ki ? Allah hiçbirinizin eksikliğini göstermesin...

Allah sizi ailenize ve vatanımıza bağışlasın...

***
24 Kasım 2012
  · 

Meslek hayatımın kırkıncı yılına (1973-2012) girdiğim bu öğretim yılından düne doğru baktığımda, iyi bir öğretmen, müspet vasıflara sahip bir hoca olmak için uğraştığımı, hatalarımı düzelte düzelte ilerlemeye çalıştığımı, yıllar içinde öğrencilerimden de çok dersler aldığımı düşünüyorum ...Terbiye, ince bir sanattır ve kelimenin kaynağında "Rab" vardır.24 kasım vesilesiyle, yetişmemde payı olan bütün hocalarımı saygı ile anıyor, vefat edenlere rahmet, yaşayanlara sıhhat ve âfiyetler diliyorum.

Bana kırk yıl boyunca hocalık zevkini tattıran,1973'ten günümüze doğru, hasbelkader hocaları bulunduğum, bugün memleketimizin her köşesinde görev yapan her meslekten binlerce öğrencime ve meslektaşlarıma, gönderdikleri mesajlara iyi dileklerine teşekkür ediyor, hepsine sağlık, huzur ve başarı içinde nice hizmet yılları temenni ediyorum. Allah milletimizi, bütün masumları ve mazlumları korusun...

***

25 Kasım 2015 · 

24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle; zahmet edip bizzat gelen, telefonla arayan, mesaj gönderen değerli öğrencilerime, meslektaşlarıma ve arkadaşlarıma, 1973 Eylül'ünden günümüze doğru geçen yılllar içinde derslerine girerek hocaları olmak bahtiyarlığına erdiğim siz değerli memleket evlatlarına şükranlarımı sunuyorum. İlkokuldan Üniversite ve sonrasına kadar yetişmemde rolü ve payı olan bütün Hocalarımı hürmetle yad ederken, vefat edenlere rahmet, yaşayanlara huzur, sıhhat ve hayırlı ömürler diliyorum. Tam da Öğretmenler Gününde açıklanan Bakanlar Kurulunda, yıllar öncesinden başarılı bir öğrencimin de bulunması, beni ayrıca gururlandırmış ve duygulandırmıştır. Ülkemizin gergin ve kritik zamanlardan geçtiği bu dönemde yeni hükümetimize Allah'tan muvaffakiyetler temenni ederken hepinize sağlık ve âfiyetler diliyorum. Allah, devlete, millete zeval vermesin; birliğimizi, dirliğimizi korusun...

***

25 Kasım 2019  · 

RAHMETLİ ARKADAŞIM HALİL AÇIKGÖZ…

Bir iki saat önce öğrendim. Şaşırdım ve üzüldüm.

Bir ay kadar önce telefonda görüşmüştük. Gür bir sesle ve heyecanla tedavileri hakkında bilgi veriyor, daha önceki yıllarda defalarca gittiğim yalnız yaşadığı fakat arkadaşlarıyla dolu evine tekrar davet ediyordu. Her gidişimde yüzünde hiçbir memnuniyetsizlik izi taşımadan kardeşi gibi ağırladığı, zengin kitaplarla dolu fakirhanesi demek artık öksüzdür öyle mi ? Onun gibi neşe dolu, yüreği yanık bir adam da dünyaya veda edebilirmiş. Rahmetli Ayhan SONGAR'ın bir sözünü hatırladım : Biz de artık "Yetim-i akran olduk." Yukarıdan gelen davet karşısında boynumuz kıldan incedir. Ruhu şad, mekânı cennet, kabri pür-nur olsun aziz, asil, yörük Türkmen çocuğu, kolları dizlerinden aşağıya uzanan sevgili dava arkadaşımın..Allah rahmet eylesin, ruhuna Fatihalar olsun...

***

25 Kasım 2017  · 

Rahmetli A.Türkeş’in doğumunun 100. yılında (2017) ruhu şad olsun... Gerektiğinde onbinlerce, yüzbinlerce genci etrafında toplayabiliyordu. Hele Başkent’te o zamanki hükümetin uygulamalarını protesto için yapılan BÜYÜK YÜRÜYÜŞ gününü hiç unutmam: 15 Nisan 1978. Ankara'da zamanın Hükümetini protesto için tam bir milyon kişi toplandı ve kimsenin burnu kanamadı. Heybetli miting sükunet ve asaletle dağıldı. Ve biz, devlete bağlılığımız ve millî kanaatlerimiz sebebiyle çoluk çocuk bilmem kaçıncı yerimize gitmek üzere yollardaydık. Isparta Şarkikaraağaç'a doğru..Nisan ayının ortaları olmasına rağmen hava soğuk ve karlıydı. Altı ay sonra ise, o zamanlar kalesine kızıl bayraklar çekilen Kars'a gönderilmek istenmiştik de zar zor Kütahya'ya razı edilmiştik sevine sevine. Şimdi Allah bana o masum evlatlardan torunlar nasip etti. Demek 40-44 yıla yakın zaman geçmiş. Unutulamaz. Allah yetişen ve yetişecek olan bütün nesillerimizi korusun. Yaşananlardan ibret alınsın.

***

ALİ RIZA AĞABEY’E RAHMETLER..

Gençlik yıllarımızın Amasya Taşova'daki efsanesi Ali Rıza ağabeye Allah'tan rahmet dileriz. Vefatının 4. yıldönümünde ruhu şad, mekânı cennet olsun.. Taşova'da olup da onun çayını içmeyen sohbetini dinlemeyen ve ondan etkilenmeyen genç yoktur. Eğer oralarda millî -İslâmî bir hassasiyet ve Türklük ruhu varsa bu mütevazı Karadenizli delikanlının rolü kesindir. Güler yüzlü, tatlı dilli, saygılı, hoşgörülü, derviş mizaçlı, gönlü zengin kendi fakir Ali Rıza ağabey, Yunus Emrelerin, Yesevilerin, Emrahların soyundandır. Şehadet ederim ki kapısı ve sofrası herkese açık böyle has, adamoğlu adamlar olmasaydı Anadolu coğrafyası bu kadar vefasızlığa ve bela üstüne belaya dayanamazdı. “Bizden evvel giden ahbaba selam olsun erenler..."

***