Cumartesi

26.8 °

Pazar

28.9 °

Pazartesi

26.9 °

  • BIST 100

    2.554%0,43
  • DOLAR

    16,8806% -2,72
  • EURO

    17,8246% -2,48
  • GRAM ALTIN

    987,71% -2,77
  • Ç. ALTIN

    1629,7215% -2,77

Misafir Kalem


Faruk Ülker - Kırım' ın Tarihi Türk Yurdu Olduğu Gerçeği Unutulmasın

Sosyal Hesabından Paylaşım Alıntı


10. Mart. 2022 Antalya’da, bugün başlayacak Rusya- Ukrayna barış görüşmeleri Türkiye’nin ev sahipliğinde ve arabuluculuk statüsünde gerçekleşecektir. Türkiye 18. Mart 2014’te Rusya’nın, Kırımı ilhak etmesini haklı olarak tanımamıştır.

Kırım tarihte 1475 yılından itibaren 300 yıl Türk hakimiyetinde kalmış, 1524 yılından itibaren Kırım hanları Padişahlar tarafından seçilmeye başlanmıştır. Kırım Tatar Türkleri Osmanlı Devletinin savaşlarında çoğu zaman da öncü kuvvet görevini üstlenerek , Kırım Hanları önemli hizmetlerde bulunmuşlardır.

Osmanlı Devletinin ilk toprak kaybettiği 1699 Karlofça antlaşmasından sonra, en büyük ve en ağır olan ve en çok toprak kaybettiğimiz 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıdır. Bu antlaşma ile Kırım kaybedilmiştir. Osmanlı Kırım’ın kaybedilmesini hiçbir zaman unutmamış ve geri alınması için Ruslarla bir çok savaşlar yapmıştır.

1783’te Ruslar tarafından, tarihi ve kadim Kırım yurdu ilhak edilmiş ve 1792 Yaş antlaşması ile Rusya’nın ilhakı kabul edilmiştir. 134 yıl Rus İmparatorluğu tarafından yönetilmiştir.

1917 Rus Devriminden sonra Kırım Halk Cumhuriyetinin ilan edilmesiyle son bulmuştur. 19 Şubat 1954 tarihinden sonra Sovyet Birliği Federatif Cumhuriyetinden çıkarak Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine bağlandı. 1991 yılında Kırımın özerk statüsü tanınarak Kırım Tatar Türklerinin sürgünden dönmesine izin verilmiştir.

Görülüyor ki Kırım yarım adası 37 yıl Ukrayna’ya Cumhuriyetinin, 134 yıl Rusya’nın ve 300 yıldan fazla Osmanlı Devletinin hakimiyetinde kalmıştır.

Tarih milletlerin yaşayan şuuru olmalıdır. Rus Devlet başkanı Putin, bir hafta önce Kırımın tarihte Rusya’nın toprakları içinde olduğunu savunmuştur.

Peki, 300 yıldan fazla Osmanlı Devletine bağlı kalmış ve etnik yapı olarak ta halkının büyük çoğunluğu Türk olan Kırım yarım adası, Putin’in tarihi tezine göre Rusya’nın değil, Türk Devletinin toprakları olması gerektiği bir hakikattir. Günümüz şartlarında mümkün olması zor olduğundan Kırım’ın özerk statüsü tanınması en gerçekçi bir görüş olarak önümüze çıkar.

Şimdi; Antalya’daki zirvede Ukrayna, Kırım’ın statüsünü görüşmeye açarak, Rusya’ya bağlanmasını kabul ederse ve Türkiye arabulucu olarak bu müzakere sonucunda Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını kabul mü edecektir? Yoksa Kırım’ın özerk yapıda Cumhuriyet olmasının önemi üzerinde mi duracaktır?

Bizim bu görüşlerimizi afaki , hayali ve hayalci bulanlar ve düşünenler olacaktır ve olsun.

Şu anda hali hazırda Ukrayna’ya bağlı olan Kırım’ın, Rusya’ya ilhakının kabul edilmesi durumunda Türkiye nasıl bir tutum takınacaktır?. Yoksa tarafları bir araya getiren devlet olarak, tarihi Türk yurdu Kırım’ın taraflar arasında paylaştırılmasına seyirci mi kalacaktır? Türkiye bu durumda, tarihi tezlerinin hilafına tabiri caizse kendi topuğuna kurşun mu sıkacatır?

En azından Kırım’ın özerk Cumhuriyet statüsünün korunması yönünde çaba sarf etmelidir.

Rusya’nın silah ve nükleer gücü tabi ki bilinmektedir. Kırım’ın ilhakını kabul etmeyen Türkiye, bu görüşmelerde misafir ve arabulucu devlet sıfatı ile de olsa, Ukrayna’nın kabul etmesiyle tarihi Türk yurdunun Rusya’ya teslim edilmesinin tuzağına düşmemelidir.

Gerek Türkiye, gerekse Ukrayna Devleti açısından Kırım’ın özerk Cumhuriyet kalması , dünya barışı ve tüm devletler yönünden büyük öneme haizdir.

Diyeceğimiz şu ki:

Türkiye, diplomasi başarı uğruna, tuzağa düşmemeli, kendi tezlerine ters düşmemeli, sahip çıkmasını bilmeli ve bu tezlerini kendi eliyle yok etmemelidir.

Tarihi Türk yurdu Kırım’ın, Ukrayna’nın eliyle, Rusya’ya ilhakını önleyecek diplomatik görüşmelerde iyi bir satranç ustası olduğunu göstermelidir.

Tarafsızlık ve arabuluculuk rolüne geleceği okuyan bir diplomatik müzakere yapılabilmesi Türkiye’ye büyük kazanç sağlayacaktır.

Türkiye tarihteki hezimetlerin hemen hemen çoğunu, savaş meydanında değil masa başında kaybetmiş olduğumuzu unutmamalıyız.

Bu yazıyı kaleme aldığımız şu saatte taraflar arasında görüşmeler devam etmektedir.10. Mart. 2022/ Ümraniye

AV. Faruk Ülker