Cumartesi

7.1 °

Pazar

6.7 °

Pazartesi

9.3 °

  • BIST 100

    1.983%-0,73
  • DOLAR

    13,5404% -0,80
  • EURO

    15,1030% -0,84
  • GRAM ALTIN

    778,19% -1,26
  • Ç. ALTIN

    1284,0135% -1,26

Ahmet ACAROĞLU


  Manşetlerin Gör Dediği 

Gazetelerin ilk sayfasına iri harflerle konulan haber başlıklarına manşet denildiğini bilirsiniz.


Bazen öyle haberler olur ki; manşetlerin gazetenin adının bile üstüne çıktığını görürsünüz. Amaç; yetkilileri harekete geçirmek, toplumun tüm bireylerini yakından ilgilendiren konuların acilen çözümü için kitlesel bilinç uyandırmaktır. O nedenle ben bir gazeteyi elime aldığımda önce manşetlere bakar, alttaki açıklamaları okuyarak içeriği öğrenmeye çalışırım. 

Örneğin; Elimde Uzunköprü’de haftada bir kez yayınlanan Y.ADALET gazetesi var. ADALET gazetesinin  manşetlerinden bir tanesi Uzunköprü Devlet Hastanesi’ndeki doktor açığına vurgu yapmaktadır.. Sadece bu da değil şüphesiz, teknisyen ve ekipman ihtiyacını da belirtmek gerekiyor. Cihazlar çalışmadığı veya çalışır vaziyette olsa bile raporları değerlendirecek uzman hekim bulunmadığı için bazı tetkiklerin ( endoskopi,kolonoskopi) yapılamadığını biliyoruz. Acil servislerde görevli hekim ve sağlık çalışanlarının hangi zorluklara göğüs gererek hizmet verdiğini, özellikle pandemi döneminde nasıl bunaldıklarını  ve sık yazılan nöbetlere rağmen nasıl ayakta kalabildiklerini söylemezsem  vicdanım rahat etmez. 

Size bizzat tanık olduğum bir diyaloğu aktaracağım. Yanılmıyorsam beş altı yıl önceydi. Sabah herkes gibi barkodumu kestirmiş , kalabalık koridorda, polikliniğin kapısında muayene sıramı bekliyordum. Yoğun kalabalıkta nefes almak bile zordur bazen. Hastanız tekerlekli sandalyede ise ilerlemeniz epey mücadele gerektirebilir. Daracık koridorda sağa sola dalgalanma bana hep eski İstanbul’un belediye otobüslerindeki  izdihamı ve itiş kakışı hatırlatır. Hele uzun zaman birbirini görmeyen eski dostların hasretle ballandırdıkları yüksek volümlü sohbetlerin sağlam bedenleri bile hasta ettiğini söylemeye bile gerek yok. Ahbaplardan yaşlı olanın kulağı da duymuyorsa, benim gibi sıranızı terkedip oradan kaçmak istediğiniz de olmuştur. 

Tam da o hengamenin içinde tanıdık bir ses bütün sesleri bastırırcasına anlatıyordu ; “ Eskiden böcekler vardı  odalarda. Hastane berbattı. Bakın yerler bile pırıl pırıl. Duvarlar boya badana oldu, kalebodurların hepsi yenilendi. AKP sayesinde oldu bunlar. Bunları biz yaptık!” diye babalanıyor, partisinin reklamını yapıyordu. Sanki hızını alamayıp, kaç yıllık hastaneyi de, “ biz yaptık!” diyecek gibiydi. Duvardaki tozlu çerçeveden bize bakan fotoğraftaki melek yüzlü hemşire,  parmağını dudağına götürüp bizlere sus işareti yapsa da, o yüksek sesle anlatmaya devam ediyordu. Arkadan omuzuna dokunup o fotoğrafı gösterdim işaretle.“-A hocam sen miydin? Hastane nasıl olmuş hocam?“ deyip aynı muhabbete başlamasın mı? Bereket ekranda ismim yazılmış, sıram gelmişti. Onunla orada çene yarıştırmak bana yakışmazdı. 

 Kızamazdım ona, kızmamalıydım. Boyalarla, mermerle, kalebodurla, taşlarla övünüyordu. Kültürü ve siyaset bilgisi o kadardı. Şimdilerde yeni hastane inşaatına kim bilir ne kadar seviniyordur. Biz de sevinmeliyiz. Mesela Edirne Devlet Hastanesi hepimizin takdirini kazanmış örnek bir sağlık kurumumuzdur. İnşallah tüm ilçelerimiz de en kısa zamanda böyle imrenilecek hastane ve Sağlık Ocaklarına kavuşur. Ama sağlık denilince benim aklıma modern binalardan daha önce iyi yetişmiş uzman hekimler, tüm tahlillerin, MR çekimlerinin, ileri tetkiklerin yapılabildiği donanımlı hastaneler geliyor. Oysa Hastanemizde Nöroloji, Kardiyoloji, Cildiye, Fizik Tedavi ve Kadın Doğum doktorlarının olmaması bu çağda izah edilebilir bir durum mudur? Günlerce KBB doktoru bekledik. Bazı bölümlerde randevular 15-20 gün sonrasına verilmektedir. En basit bir endoskopi, kolonoskopi  için neden Edirne’ye veya Tekirdağ’a gitmek zorunda kalıyoruz biz?!  Hastalarımız ve hasta yakınlarımız hem zaman, hem de maddi kayıplar için öfkelenmekte haksız mıdır?  Niçin ilçemize atanan doktorları burada tutamıyoruz? Buradan yetişmiş, yıllarını bize vakfetmiş doktorlarımıza gereken ilgiyi ve saygıyı gösterebildik mi? Kendi çocuklarımızı baş tacı yapabildik mi? Ne gezer! Başhekimliği bile çok gördük onlara. Partili adamlar aradık o makamlara. O partili arkadaşla bunları konuşsam anlar mıydı acaba? Hiç zannetmiyorum. 

Acil servislerin ve aile hekimlerinin dertlerine çözüm için iktidarın bir çabası var mıdır? Üniversite hastanelerinin bile borç batağında olduğunu biliyor musunuz? Eczanelerde bir çok ilacın bulunmadığını, hastaların eksik ilacı temin edebilmek için eczane eczane dolaştığının farkına ne zaman varacaksınız? Acil servislerin uzman hekim ihtiyaçları ne zaman karşılanacak?  

Eğer iktidar partisinin İl ve İlçe yöneticileri gazetelerimizin manşetlerine bir göz atsa,bu seslere kulak verse, dirayetlerini gösterip katkılar sunsa  ve atamaları gerçekleştirseydi hiç Uzunköprülüler imza toplamaya niyetlenirler miydi? İktidar partisine mensup yerel siyasetçilerin, faydasız polemikler ve siyasi şovlarla zaman kaybetmeden,  çözüm odaklı ve iş bitirici olmaları gerekmektedir.