YALNIZLIK ÜZERİNE
ETHEM SÖZEN
Tarih: 12.2.2019 23:38:01 / 175okunma / 0yorum
Ethem SÖZEN

Yalnız doğar insanlar ve yalnız ölürler!

Kendimi bildim bileli, oldum olası yalnızlığı hep sevmişimdir. Onda kendimi daima zinde hissederim. Esrarengiz kapıların onda olduğunu biliyorum.Bir gün,bu kapılardan birinin açılacağını ve esrarengiz odalara gireceğimi hep ümit ede gelmişimdir.İtiraf etmeliyim ki;bu ümit bende her zaman biraz daha büyümekte, adeta bazen bir çağlayana dönüşmektedir.Ve ben orada yılmadan,usanmadan bu sessiz çağlayanın akacak zamanını beklemekteyim.

Kimileri yalnızlıktan hiç hoşlanmaz. Ondan söz edildiği ya da ona mecbur oldukları zaman adeta ürperip dona kalırlar. Yalnızlığı karanlık bir dünya gibi görürler. Panik atakla ondan bir an önce kurtulmanın telaşını yaşarlar. İnsanlar yalnızlıktan neden bu denli korkarlar ki? Yalnızlığı doya doya yaşama fırsatını niçin değerlendirmezler? Bu, onlar için belki de başka kazanımlar anlamına gelmez mi? Oysa ben yalnızlığı sihirli bir dünya gibi görüyorum. Onda kendimi buluyor ve tarifi muhal bir halet-i ruhiye içerisinde, tüm güzellikleri sudaki ışık yakamozları gibi an be an seyre dalıyorum. Onları her an yakalayabilme heyecanıyla inanılmaz bir haz duyuyorum.

Yalnızlık çoğu insanlar için korkutucu olsa da, bazılarına göre o bir sığınak gibidir. Zihnin ve günün yorgunluğu bence bu sığınaklarda boşaltılır. Hatta yalnızlık gelecek için bir ümit, bir mutluluk deposu gibi de görülebilir. İnsan orada bulduğu hayal zenginliklerini başka hiçbir yerde bulamaz. Onda alabildiğine dinç ve geniş düşünür. Sınırsız hayal kurar. Gelecekte bu hayal ve düşüncelerinden dolayı kimseye karşı sorumluluk ve utangaçlık duymaz. Ne düşünürse düşünsün, nasıl hayal kurarsa kursun, orada sadece kendisi vardır. O, halvet olunan bir sevgili gibidir. Orada insan zihnin ve günün yorucu halinden kurtulup, belki de büyük buluşların mucidi bile olabilir. Kim bilir belki de sonsuz mutluluğu dahi yakalayabilir.

Tarihin derinliklerine bir göz attığımızda orada önemli şahsiyetlerin yalnızlık halleri ile karşılaştığımızı görürüz. Bu yalnızlık hali kendilerine sevdirilmiş ve tefekkür zeminlerine dönüşerek, buralarda olgunlaşıp, insanlık âlemine birer “yol gösterici” olmaları sağlanmıştır.

Cennetten yeryüzüne indirilen Âdem(A.S) ile Havva annemiz, Kur´an-ı Kerimin bildirdiğine göre yeryüzüne atılarak, yüz yıllar boyunca yalnızlığa mahkûm edildiler. Bu yalnızlık ve hasret kendilerini, cennette işlemiş oldukları günahı düşünmeye, sorgulamaya yöneltti. Bu yalnızlık kendilerine pişmanlığı ve tövbeyi öğretti. Cennetten kovulmanın, Allah´tan(cc) ayrılmanın verdiği pişmanlıkla bu uzun yalnızlık içerisinde ve fakat kalplerinin derununda ilahi aşkı buldular. Ki aşkın yeryüzünde Âdem(as) ile başladığını muhtelif kaynaklardan öğreniyoruz. Tabii bütün bunları, Allah´ın(cc)verdiği birer imtihan olarak ta kabul etmek gerekir. Neden olmasın? “ Yalnızlık” ta Allah´ın yarattığı sonsuz sebeplerden ya da nimetlerden biri değil midir? Kim bilir, “yalnızlık” belki de insanları olgunlaştıran en kıymetli bir zaman dilimidir. Bunun böyle olduğu hissi ya da izlenimi bana daha mantıklı geliyor. Yoksa ,Hz. Peygamberimizin Hıra Dağındaki yalnızlığını,Yunus (As) un balığın karnındaki yalnızlığını,Yusuf(As) un kuyudaki ve zindandaki yalnızlığını (örnekler çoğaltılabilir) başka türlü nasıl izah edebiliriz.? Hadi bu şahsiyetler: “ birer peygamberdir, birer istisnadır” diyelim ama bütün peygamberler biz insanlar için birer numune-i imtisal(örnek) değil midirler? Bunların yalnızlıkları biz insanların olgunlaşması ve kemale ermesi için birer örnek olamaz mı? Ben böyle olduğuna hiç bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde inanmak istiyorum. Dolayısıyla “yalnızlık” bütün insanlar için vazgeçilmez bir “Yusufiye Medresesi” Gibidir. Çünkü İnsanlar, yalnız kaldığı zaman büyük ve farklı şeyler üretebilirler. Mesela bilim adamları  “yalnız” kaldıkları bir zaman diliminde büyük buluşlara imza atmışlardır. (Arşimet, Galile,Cabir…) Gibi. Büyük bestekâr İsmail Dede Efendi, yalnız bir şekilde inzivaya çekilerek birçok makam ve bestenin sahibi olmuştur.

Yine Mustafa Itri Efendi; kıyamete kadar söylenecek olan “ saltanatlı tekbir” diye bilinen teşrik tekbirlerini:“beni kimse rahatsız etmesin” diyerek çekildiği üç günlük bir “yalnızlık” zamanında bestelemiştir. Geçmişte ve günümüzde birçok insan tefekkür için “İnziva” denilen yalnızlığa çekilir. Biliyoruz ki tefekkür en büyük işlerdendir. Yine şairler ancak yalnız kaldıkları bir zamanda büyük şiirler yazabilmişlerdir. Üstat Necip Fazıl Kısakürek bir şiirinde yalnızlığı bakın nasıl değerlendiriyor: “Yalnızlık bir fenerse/Ben de içindeki mum/Onu billur bir kâse gibi doldurur nurum/” Derken; yalnızlığı bir fenere, kedisini de fener içindeki muma benzetirken, yalnızlıktan billur gibi bir nurun fışkırabileceğini söylüyor. Enteresan bir şey… Demek ki “yalnızlık” korkulması gereken değil, belki en çok ihtiyaç duyulan bir zaman dilimidir.

İnsanlar bir yana, cansız varlıklarda bile yalnızlığı muazzam bir şekilde temaşa edebiliriz. Güneş, ay ve yıldızlar yalnızlık içinde yaratana boyun büküp aşk ile mütemadiyen görevlerini ifa ediyorlar. Dağlar da yalnızlıkla baş başa heybetli bir tefekkür içinde yüzüp gidiyorlar. Ağaçlar da yalnız büyür; ne dersiniz? Nehirler yalnızlık içinde gece gündüz durmaksızın akıp, nihayet ummana kavuşurlar. Toprağa atılan bir tohumu düşünelim. O, orada yalnızlık içerisinde belli bir zamanda olgunlaşır, çatlar ve bir filiz gibi yeryüzüne merhaba der. İnsanlar ölüm denen bir vaka ile yeryüzünden kıyamete kadar bekleyecekleri “kabir” de yalnızlığa çekilmiyorlar mı? Sonra Sur´un üflenmesiyle, bu yalnızlıktan yep yeni bir hayata doğmayacaklar mı? Bu yalnızlık ne gizemli bir sır!

Evet. “yalnızlık” insanlar için çok özel ve farklı şeylerin üretildiği bir ilham kaynağıdır. Bu ilham kaynağı, hem olgunlaşmanın, hem mutluluğun ve hem de huzurun kaynağıdır.Bu kaynak, bir sırlar yumağıdır.Onu gereği gibi değerlendirmek gerektiğine her zaman inanmışımdır.

 

 

 

 

                                                                                                                      

Anahtar Kelimeler: YALNIZLIK, ÜZERİNE
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALNIZLIK ÜZERİNE (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
AY BULUTLARA (25 Aralık 2018 - Salı)
GEL EY NEFSİM (15 Aralık 2018 - Cumartesi)
AÇILDI GÜLÜN RENGİ (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
DEV AYNALAR (11 Kasım 2018 - Pazar)
BİR GECENİN ARDINDAN (02 Kasım 2018 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114