Doç. Dr. Recep ALP


Multiple Skleroz (MS) nedir?

MS, nöroloji, yaşam şekli, stres


Dünya'da sağlık konusunda dikkati çekmek ve hastalıkların farkındalığını artırmak üzere belli günlere özel anlamlar yüklenmiştir. Uluslararası Multipl Skleroz (MS) Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl Mayıs ayının son Çarşamba günü Dünya MS Günü olarak ilan edilmiştir. 27 Mayıs 2020 Çarşamba günü dünya MS günü olarak kutlanmaktadır.  

Merkezi sinir sistemi hastalığı olan, beyin ve omuriliğin birçok alanını etkileyen MS, görme bulanıklığı, çift görme, görüntünün kayması gibi görme bozuklukları, bir kolda bacakta ya da her iki bacakta güçsüzlük, yürümede dengesizlik, bir veya iki elde titreme, uyuşma, idrar kaçırma ya da yapamama gibi belirtilerle kendini göstermektedir. MS nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Genel kabul gören teori bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine karşı saldıraya geçmesi ve özellikle sinir hücre kılıflarında hasar oluşturmasıdır. Bu saldırı bazı risk faktörleri varlığında daha kolay olmaktadır. 

Bu risk faktörleri nelerdir?

Bugüne kadar ki araştırmalarda çok önemli iki risk faktöre tespit edilmiştir;  birincisi, sigara, diğeri ise D vitamini eksikliğidir. Sigra hastalık sürecince hem atak sıklığını hem de hastalığın gidişatını olumsuz yönde etkiler. Sigaranın içinde bulunan binlerce zararlı madde hastalığa zemin hazırlar. Bu açıdan çevre kirlilği ve beslenmede aldığımız toksinlerde hastalık gelişmine katkı sunar.  Bizim vücudumuzda bizimle yaşan mikroorganizmaların sağlığı ve çeşitliliği de hastalık açısından risk faktörüdür. Fakat en önemlisi risk fatörü ise stres ve umutsuzluktur!  Hastalık temelinde yoğun kayıdı, umutsuzluk, korku bulunur. Bu düşünce kalıplarının çözümü hastalık gidişatını olumlu yönde etkiler. Hastaların olumlu düşünmeleri ve doğru tedavi yöntemi sürecinde hekimleri ile sıkı diyalog içinde olmalarının da hayati önemi vardır. 

Hareket etmek, düzenli egzersiz çok önemli

MS konusunda hastalar kadar hasta yakınlarına ve devlete de önemli görevler düşmektedir. Hasta yakınlarının ve çevresinin ‘Bu hastalığın hiç mi çözümü yok?’ gibi sorular sorması, sürekli olumsuz bir ruh haliyle hastaya  yardımcı olmaya çalışmaları, tedavi sürecine sekte vurabilmektedir. Kişisel ve grup terapileri, hastalara ve ailelerine MS tanısının  yarattığı depresyon, korku ve paniğin yol açtığı sınırlamalarla mücadelede yardımcı olur. Egzersiz programları ve güçsüz kasların çalıştırılması hastaların akut atak döneminin izlerini silinmesine ve kas spazmlarının giderilmesine yardımcı olmakla beraber bu çalışmalar birçok hastanın kendine güvenini artırır.

 Beslenme

Kronik hastalıklarda doğru beslenmenin tedavide çok katkısı olur. Yedeğimiz yiyecekleri belirlemiz ve gerekli olan vitamin, mineral ve makroelemntleri almamız hastalığın gidişatını etkiler. Bağırsak florasının düzeltilmesi barsak sağlığı ve beyin sağlığı üzerinde etkisi olur. 

Çocuk sahibi olmalarında bir sakınca yok

Unutulmaması gereken şudur; MS hastalığı bulaşıcı, öldürücü bir hastalık ya da akıl hastalığı değildir. Özürlülük ise hiç değildir! MS hastalarının çocuk sahibi olmalarında bir sakınca yoktur. Doğru tedavi yöntemiyle hastaların yaklaşık yüzde 20'si uzun süreli ilaçları kullanmaya bile gerek kalmadan yaşamını sürdürebilmektedir. İlaç ve düzenli takip edilenlerin çoğu kontrol edilebilir seviyededir. Bu süreçte devlete düşen en önemli görev ise hastaların toplumsal yaşamlarını kolaylaştıracak yasaların çıkarılmasına yöneliktir. Halka açık yerlere rampaların ve asansörlerin konması, MS hastalarına uygun tuvaletlerin yapılması, hastaların toplu taşıma araçlarından faydalanabilmesi ve MS’li hastanın sağlıklı bireylerle birlikte yaşamın içinde olması çok büyük önem taşımaktadır.