KELİMELERİN ARKA BAHÇESİ
Tarih: 19.10.2019 00:05:23 / 192okunma / 0yorum
Ahmet ACAROĞLU

Başlığı okuyunca romantik bir yazı yazacağımı bekleyenler için, öyle bir niyetim olmadığını baştan belirtmeliyim. Hani romantizm de kötü değildir aslında. Her yaşın kendine özgü duygusal sağnaklarını yaşamış bireyler için varoluşçu sancıyı hissetmenin şifrelerini içinde saklar romantizm. Cemil Meriç,hür düşüncenin önemini  vurgularken,”(- izm )ler insan idrakine giydirilmiş deli gömlekleridir”der. Kapitalizm, komünizm, faşizm, siyonizm vb. ideolojiler için söylüyor sanırım.

Romantizmi bunların dışında tutuyorum, ruhun ve kalbin tayfı olduğuna inandığım için çünkü anlatmak istediğim konu başka... Evreni değiştiren, hayatı modernleştiren bütün buluşların arkasında dahi dediğimiz insanların hayalleri, ütopyaları vardır. Dahilik ile delilik bence bir nüanstan ibaret! Pablo Picasso veya Salvador Dali için çevresi  farklı bir şey mi söylüyordu sanki? Üstelik Picasso komünist, Dali faşistti. Nasıl da pervasız oluyoruz birbirimizi suçlarken,nasıl da acımasız. O fitneci, bu ırkçı, şu alevi,onlar kafir, bunlar şeriatçı şucu bucu... Ne söylediğimizin farkında mıyız acaba, ya da karşı taraf hak ediyor mu bu tür zehirleyici bir dili?

İtalyan yazar Ignazio Silone,” Fontamara”isimli kitabında Fontamara köylülerinin acılı ve umutsuz yaşamlarını anlatır. Der ki bir yerinde; ”Roma artık dayanılmaz bir hale geldi. Her gün başka, her gün yeni bir kanun. Her yeni hükümet elbette yeni kanunlar yapmıştır, fakat şimdiki hükümet her gün bir yenisini çıkarıyor. ”Önemli bir ayrıntı da vardır anlatımında; yeni kanunlar hep efendilerin lehine olurken, kaldırılanlar hep köylülerin haklarına ait olanlardır.

Daha ilginç bir şey; Roma´da sebebi bilinmeyen bir koku yayılıyor. Roma´nın havası pis kokuyor. Halk mahallelerinde o kadar kuvvetli olmasa da şehrin orta yerinde, özellikle Bakanlıklar ve Sen Piyer Kilisesi civarında oldukça yoğun hissedilen, aynı zamanda korkulan korkunç bir koku. Ne koku önlenebiliyor, ne de korku. Korkudan da korkuyorlar. Niçin peki? Bir ihtiyar cevap veriyor: ”Neden olduğunu kimse bilmiyor.Şu faşist denen adamlar çok daha fazla korkuyorlar. Onlar da bu işin böyle sürüp gidemeyeceğini hem biliyorlar, hem söylüyorlar ama bundan korkuyorlar.”

Papa da korkuyor. Yeni hükümetten iki milyar liret para ve otomobiller almış, radyo istasyonu kurup lüks işlere kalkışmış. Roma´daki kiliselerle manastırlara bir yazı göndermiş daha fazla fukara çorbası dağıtılması için. Hatta çorbaya birer parça da domuz yağı pastırması attırmış iki milyar lireti unutturmak için. Eser İtalyan faşizmine ayna tutuyor. Tamamını okumak en iyisi.

Faşizm dedim de aklıma geldi: Yıl 1971.İstanbul Üniversitesi  Edebiyat Fakültesindeki ilk yılım. 68 kuşağının üniversiteleri ve sokakları hareketlendirdikleri, ülkücü devrimci çatışmalarının alevlendiği günler. Öğle yemeği için her gün Hukuk fakültesinin arka bahçesindeki Turan Emeksiz lokantasına gidiyoruz. Bir gün lokantanın alt katında sıranın bize gelmesini bekliyorduk. Varsıl öğrenciler bu izdihama katlanamadıkları için lüks lokantalara gitse de öğrencilerin büyük çoğunluğu fiş karşılığı zengin mönüyü çok ucuza  yediğimiz bu lokantayı tercih ediyordu.

O gün bir gurup parkalı genç söylenerek bize doğru geldi, ”faşistler buraya giremez,kahrolsun faşizm “ diyerek itiş kakışla bizi dışarı çıkardılar. Kalabalıktılar ve dağıttıkları bildirilerde orak çekiç işaretleri ve Dev-genç imzası vardı. Bizim kim olduğumuz önemli değildi. Edebiyat fakültesine klasik tabirle sağcılar  hakimdi ve bizim yakamızda fakültenin rozeti vardı. İyi ki gençlik romantizmiyle belaya davetiye çıkarmamış,oradan sessiz sedasız ayrılmış, tehlikeyi ucuz atlatmıştık. Çünkü o gün öldürülen bir devrimcinin cenaze töreni  olduğunu öğrenmiştik okula dönünce.

Fatih Çarşamba´da bir evde kalıyordum. Okulda birbirimize sorup cevap bulamadığımız o soruyu eve gelince üst sınıflarda okuyan arkadaşlara da sordum: Faşizm ne demek, faşist ne demektİ? Yediğimiz küfürleri unutmuş, kafayı bu kelimeye takmıştım. Ben vatanı, canını feda edecek derecede seven bir milliyetçiyken Stalin bıyıklı, silahlı Marksist gençler bana faşist diyordu. Mussolini´yi ,Hitler´i,Stalin´i elbette birer diktatör olarak tanıyor, ülkelerindeki yönetim biçimlerinin adlarını biliyorduk. Ama ne doktrinlerinden haberimiz vardı, ne de halklarına çektirdiklerinden. Biz namazında niyazında badem bıyıklı gençlerdik. Henüz ülkücü bile değildik.Sonraki yıllarda Marksistlerin Mao´cuları da “sosyal faşist” diye yaftaladıklarını görünce bir kere daha şaşırmıştım. Ben bilmiyordum ama anladım ki bana faşist diyenler de gerçek anlamından habersizdi. Gençler 12 Eylül´ün merhametsiz paşalarını tanıdıktan sonra birbirlerini boşuna hırpaladıklarını anlamışlardı. Hep beraber o etiketi Kenan Evren´e yapıştırmışlardı, darağaçlarında faşizme kurban edilen gencecik fidanlara gözü yaşlı bakarken. Çünkü karanlık ve soğuk zindanlarda yankılanan çığlıkların kardeşliğinde yeniden doğmuşlardı.

Demek ki kelimelerin de bir arka bahçesi var. Kim hangi kelimeyi ne maksatla kullanıyor, kime neyi anlatmak istiyor bilmek için de biraz kafa yormak, temkinli olmak,empati yapmak gerekiyor. Çünkü kelimelerin de, kavramların da hem birincil anlamları, hem de rol modelleri değişiyor zaman içinde. İyisi mi siz Fontamara´yı yeniden okuyun sindire sindire.

İsterseniz yer, ülke, şahıs ve kurum adlarını da kendinizce uyarlayabilirsiniz. Yani iğneyi önce kendinize değdirin siz, nasıl olsa çuvaldızı batıracağınız çok Mussolini var çevrenizde. Günümüzde kim Musa´ya, kim Mussolini´ye benziyor, onu da düşünüp siz bulun canım.                                          ----      Ahmet Acaroğlu----

 

Anahtar Kelimeler: KELİMELERİN, ARKA, BAHÇESİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YAŞASIN CUMHURİYET (29 Ekim 2019 - Salı)
VAKİT GAZA VAKTİDİR (10 Ekim 2019 - Perşembe)
İNSAN YAŞADIĞI YERE BENZER (25 Eylül 2019 - Çarşamba)
KURBAN (09 Ağustos 2019 - Cuma)
BİR POSTERE AĞLAYARAK BAKMAK (31 Temmuz 2019 - Çarşamba)
ENEZ´DEN SEVGİLERLE (24 Temmuz 2019 - Çarşamba)
HAZİRANDA GÜLMEK! (29 Haziran 2019 - Cumartesi)
AHMET ACAROĞLU- SAYIN VALİM ÇARE SİZSİNİZ! (13 Haziran 2019 - Perşembe)
HER ŞEY GÜZEL OLACAK (15 Mayıs 2019 - Çarşamba)
TÜRK OCAĞI´ NIN 45. KURULTAYIN ARDINDAN (01 Mayıs 2019 - Çarşamba)
SUYUN AKIŞI ÖNEMLİDİR (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
AHMET ACAROĞLU- BİTSİN ARTIK BU ÇİLE! (27 Mart 2019 - Çarşamba)
DEMOKRASİMİZİ ÇÜRÜTMEYELİM (14 Mart 2019 - Perşembe)
SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ? (05 Mart 2019 - Salı)
TAHTAKUŞLAR KÖYÜ VE ALİBEY KUDAR (26 Şubat 2019 - Salı)
UĞURLAR OLSUN OZAN ARİF (19 Şubat 2019 - Salı)
AHMET ACAROĞLU -YA TUZ KOKARSA (07 Şubat 2019 - Perşembe)
İTTİFAKLAR TAMAM GİBİ (29 Ocak 2019 - Salı)
DOĞU TÜRKİSTAN KAN AĞLIYOR (15 Ocak 2019 - Salı)
PARTİLERİN ADAY ARAYIŞLARI (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
ATSIZ´A YOLDAŞ OLMAK (19 Aralık 2018 - Çarşamba)
GÜNLÜKLER ZAMANIN TANIKLARIDIR (12 Aralık 2018 - Çarşamba)
MERHABA... BEN KAPİTALİZM (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
ESİR TÜRKLER MESELESİ (29 Kasım 2018 - Perşembe)
YEREL SEÇİM NOTLARI (21 Kasım 2018 - Çarşamba)
BİR SEVDADIR ATATÜRK (15 Kasım 2018 - Perşembe)
AND OLSUN (06 Kasım 2018 - Salı)
PAPAZDAN KURTULDUK-KİTAPLARA KAVUŞTUK (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
SAYIN BAKANIM (02 Ekim 2018 - Salı)
SİYASETTEKİ ÇÜRÜME (25 Eylül 2018 - Salı)
GAP GEZİSİ İZLENİMLERİ (11 Eylül 2018 - Salı)
DEĞİŞEN BAYRAMLAR MI SİZCE? (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
İSTANBUL´DA BİR USTA (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
ZİYA SELÇUK VE SINAV KARMAŞASI (31 Temmuz 2018 - Salı)
SAHİLLER İŞGAL ALTINDA (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İHMALİN FATURASINI KİM ÖDEYECEK? (13 Temmuz 2018 - Cuma)
SEÇİMLERİN ARDINDAN BİR DEĞERLENDİRME (28 Haziran 2018 - Perşembe)
SON MESAJ (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
RAMAZANI UĞURLARKEN (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
BÖYLE SEÇİM OLUR MU? (07 Haziran 2018 - Perşembe)
NASİP DEĞİLSE OLMAZ (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
SİYASET ŞEKİLLENİRKEN (22 Mayıs 2018 - Salı)
SİYASETİN DİLİ (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
SİYASETİN DİLİ (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ANNE SENİ ARIYORUM DELİ DİVANE (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
STEYR´İN YAPTIĞI ÇAĞRIŞIMLAR (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
TEPKİSİZ DEMOKRASİ (12 Nisan 2018 - Perşembe)
BAŞBUĞLAR ÖLMEZ (04 Nisan 2018 - Çarşamba)
GENÇLERE ALTIN ÖĞÜTLER (27 Mart 2018 - Salı)
NEVRUZ BAYRAMI VE ÖNEMİ (21 Mart 2018 - Çarşamba)
ÖNEMSİZ ŞEYLER ( Mİ ? ) (15 Mart 2018 - Perşembe)
ELVEDA MEMUR-SEN…! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİ (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
GANİRE´Yİ DİNLERKEN (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
TÜH ALLAH BELANI VERSİN! (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
ÜSKÜDARA GİDER iKEN... (09 Şubat 2018 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.7665
EURO
6.3586