Ahmet ACAROĞLU


İYİ  ŞEYLER  YAPMALI

İyi Şeyler Ancak İyi Şeylerden Doğar


Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl’ı değerlendirdiği bir makalesini ; “İyi şeyler, ancak iyi şeylerden doğar.” Cümlesiyle bitirir. 1971 yılında okurken altını çizmişim. Şimdilerde kitaba tekrar göz atarken yine dikkatimi çekti. Tanpınar bir edebiyatçı. Hocam Prof.Mehmet Kaplan onun öğrencisi. Bir anlamda onun keşfi. Özellikle Tanpınar’ın edebiyatın değişik türlerinde verdiği eserlere karşılık, M.Kaplan  edebi tahlillerle birlikte daha çok yeni neslin fikir ve ruh dünyasının şekillenmesinde etkili olan makaleler yazmıştır. Ama her ikisi de edebi tenkidin öncülerindendir.

Belki onların etkisiyle olaylara ve eserlere bakışımda gizliden veya açıktan bir eleştirel yaklaşım vardır. İnsanlar genelde eleştirilmekten hoşnut olmazlar. Egomuz  pohpohlanmaktan tarifsiz bir haz duyar. Bu nedenle yazdıklarım bazılarını üzebilir, ne bileyim anlamsız bir biçimde hatta kızdırabilir. Fakat fikir namusuna sahipse bir yazar, ön yargılarını elinin tersi ile bir kenara itip, hakkın ve hakikatin sesi olmayı bir vicdani sorumluluk olarak kabullenmişse bir kalem, etkilenmez bunlardan. Kınayanların kınamasına aldırmaz o ve doğru bildiğini anlatmaya devam eder.

Elbette herkesin sizin düşüncelerinize katılmasını da bekleyemezsiniz. Sizi beğeniyle ve takdirle okuyanlar olduğu gibi ,siz ne yazarsanız yazın, bildiğini okumaya da devam edecektir bazıları. Nitekim sosyal medyada  da paylaştığım gazetelerdeki köşe yazılarıma yapılan yorumları biraz da bu gözle değerlendiriyor ve hepsinden yararlanıyorum. Ama beğenilerin katlanarak çoğalması , düşüncelerimin çoğunluk tarafından kabul görmesi  doğru yolda olduğum konusunda beni de ikna ediyor. Özellikle kalemi kuvvetli yazar,şair ve sanatçı arkadaşlarımın takdirleri bana yazmam için müthiş bir moral motivasyon sağlıyor.

Son yazımdan sonra Fakülteden beri dostum, arkadaşım Kazım KURTOĞLU aradı. Uzunköprü’deki  bir çok esnaf ve aydın okurlarım gibi; “Sen ulusal basında yazmalısın.Yine harika bir yazı olmuş” deyince duygulandım.” Senin yazılarını son cümlenden sonra dönüp bir daha okuyorum diyen  şair dostum, roman ve tiyatro yazarı büyük sanatkar Erdoğan SARIGÜL’ün övgüsünü kazanmak, benim de hikaye tadındaki yazılarını döne döne okumaktan zevk aldığım sevgili İhsan KÖSE’nin methiyesine layık olmak, Edirnekapı Yurdu’nda iki yıl aynı odayı paylaştığım, yazdığı romanlarla mazlum ve esir Türklerin, Kerbela  Şehitleri’nin ve güzel Iğdır’ın sesi olmayı başaran arkadaşım Müslim OĞUZ’un taltiflerine mazhar olabilmek , yazarken yaşadığım bütün çileye değer diye düşünüyorum.

Kullandığım bazı kelimeler , bazı okurlarım tarafından daha sade ve yalın yazmalısın diye eleştirilebilir. Dil ve üslup, insanın yetişme tarzı ve beslendiği kaynaklarla ilgilidir. “Dil ortaktır. Fakat herkes kendi inancına veya beğenisine göre kullanır onu. Üslup; şahsiyet demektir.” demişti  M.Kaplan bir dersinde. Üslup özellik demektir. Anlatılması güç bir şey. Ahmet Haşim, onu muhteşem bir kabile reisine benzetir.  Fransız düşünürü Allen ; “Aslanın vücudu yediği hayvanlardan meydana gelmiştir.” derken bu gerçeği dile getirir aslında. İlk cümlenin açılımıdır yani diğer cümleler. İyi okunduğunda anlam kendiliğinden ortaya çıkar,siz de farkında olmadan yeni bir kelimeyi dağarcığınıza katmış olursunuz. Az bir kazanım mıdır bu? Herkesin anlayacağı bir dil ve üslup zorlamadır ve yazarın da , yazının da ahengini bozar. Dili kendi akışına bırakmak ve yazarı anlamak için biraz çaba göstermek en iyisi.

Oh be güncel siyasete girmeden de oluyormuş. Kıdem tazminatıma dokunma diyen işçileri,tabiatımı ve doğal çevreyi öldürmene izin vermeyeceğiz diyen Çevrecileri, can güvenliği sağlanamamış fedakar doktor ve sağlıkçılarımızı,girdi maliyetlerinden bunalmış çiftçimizi, çoklu baro fitnesiyle birbirine düşürülmeye çalışılan avukatlarımızı,milyonlarca işsiz genci,geçim derdindeki yüzbinlerce  emekliyi yazmadan , onların mücadelesine değinemeden doldu bana ayrılan köşe.  Üzülmüyorum ,çünkü onların dertlerini dert edinmek, onları her platformda desteklemek  bir insanlık borcudur. Bu sadece yazarların değil hepimizin görevidir ve siz bunun bilincindesiniz. Hak aramak iyi bir şeydir. Unutmayın; iyi şeyler, iyi bir şey yapmaktan doğar.

Rıfat Ilgaz’ın birkaç dizesi ile veda edeyim size.

“Kaldır başını kan uykulardan

Böyle yürek böyle atardamar

Atmaz olsun

Ses ol ışık ol yumruk ol

Karayeller başına indirmeden çatını

Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm

Alıp götürmeden büyük denizlere

Çabuk ol.”