İŞKENCELERİN EN KÖTÜSÜ KANUNLA İŞKENCE ETMEKTİR.
İŞKENCELERİN EN KÖTÜSÜ KANUNLA İŞKENCE ETMEKTİR.
Tarih: 10.11.2018 13:50:11 / 193okunma / 0yorum
Kâmile GÜLGEZEN

İnsanlar birlikte hareket  etmenin  pek çok   fayda  sağladığını gördüklerinde devlet dediğimiz yapıları oluşturdular. Böylece iç ve dış güvenliği sağlamanın yanında toplumsal  iş bölümü,  üretme  ve  paylaşma ilkesiyle,  her alanda  daha iyiye giderek yüksek bir refah seviyesini hedeflediler. Devlet fikrinin temelinde, o topluluğun  her kesiminin ortak çıkarlarının korunması yatar. Vatandaş devletine güvenir. Yöneticilerden de bu amaçlara hizmet edecek  kanunlar,  icraatlar beklerler. Bunlar  olması gerekenlerdir. Peki çıkarılan  kanunlar halkın çıkarlarına hizmet etmekten uzaksa... Bir hukukçunun dediği gibi “İşkencelerin en kötüsü kanunla işkence etmektir”   Bir Örnek “Tohumculuk Kanunu”

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından organize edilen  “Milli Tarımda Tohumculuğun Rolü ve Geleceği” konulu çalıştaya katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, “Milli Tarım” projesine değinerek, 2018´den itibaren şirketlerin denetiminde üretilip satılan tohumların çiftçiler için zorunlu hale getirileceğini, sertifikalı tohum kullanmayan çiftçilerin desteklerden yararlandırılmayacağını açıkladı.  Böylece 2006 yılında başlayan sürecin sonuna gelinmiş oldu. Önce,  kendi tohumunu üreten ve geliştirdiği tohum çeşitlerini satarak geçimine katkı sağlama imkanı elinden alınan çiftçi, yapılan son düzenlemede ektiği tohum sertifikalı değilse tarımsal destek  hakkından da mahrum bırakıldı.Nihayetinde geçimlik tarım işletmelerinde  ekilen yerel  ata tohumlarımız yok olma  tehdidi altında.  Sertifika firmaları,   yerel tohumları verimli bulmadıkları ve standartlarına uymadıkları için sertifikalandırmaya gitmeyeceklerinden, yerel tohumların değişmeden sertifika alma şansları yok. Peki  arkalarına kamu desteğini alarak çiftçimize bu sertifikalı tohumları  dayatanlar kimler  ?

2004 yılında kabul edilen, 5200 sayılı “Tarımsal Birlikler” kanunu yürürlükte iken, 2006 yılında sadece  tohum pıyasasını düzenlemek  amacıyla ayrıca,  5553 sayılı “Tohumculuk Kanunu” yürürlüğe girdi. Kanun  içinde, nedense tohumculuk sektörüne özel, “Türkiye Tohumcular Birliği” tanımlanırken, kamu kuruluşu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olması, altbirlik gibi bir  kavramı içermesi, üyeliklerin gönüllük esasına göre değil, zorunluluk esasına göre yapılması, üyelerden diğer birliklerde oldugu gibi cirolarının binde ikisinin değil binde üçünün alınacak olması gibi ayrıcalıklı maddelerde yer almaktaydı. 

Bu kanun  çerçevesinde  kurulan birlikler zamanla önemli  mesafeler katederken, piyasada denetim ve sertifika verme yetkisi tamamen ellerine geçti. Tohum Sanayici ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB), 2008 yılında bu amaçla kuruldu. TSÜAB üyeleri sertifikalı tohumlukların çoğaltımı, işlenmesi, ambalajlanması, yurt içi ve yurt dışında pazarlanması ve yurt dışından yeni bitki çeşitleri ve tohumlukların tedariki konularında faaliyet gösteriyor. Halen 223 şirket TSÜAB üyesi olarak faaliyet yürütüyor.

  12 yılın  sonunda stratejık bır  konu olan tohum konusunda  alınan karar,  tarım sektörümüz, çiftçilerimiz ve  insanımız  açısından sağlıklı gıda ve tarımda ekonomik bağımsızlık konusunda çok vahim sonuçlar  doğuracak noktaya gelmiştir. Bunlara baktıgımızda en basta gelen  sakınca tohum üretiminin yerli ortakları  kanalıyla çokuluslu şirketlerin denetimine girmesi, bu tohumların sertifikasını elinde tutan çokuluslu şirketlerin  tek tip tohumlarıyla,  üretimin iki katına çıkacağı söylemlerinin aksine çeşitliliğin azalması tarımda hastalık ve zararlıların artması, tarım ilaçlarının daha çok kullanılması anlamına da gelmektedir. Yoğun girdi kullanılan konvansiyonel tarıma karşı, organik tarımı tüm dünya desteklerken  ve ülkemizde bu konuda  güzel gelişmeler olurken  bu  karar neyin nesidir? Yerli tohumla, organik tarımla birlikte gelen sağlıklı  gıda temini  ve sağlıklı  toplum olma hakkımız elimizden alınmıştır. Anadolunun binlerce yıllık ata  tohumları yok olma tehdidiyle karşı karşıyadır.  İnsanlığın milyonlarca yıllık   tarım kültürü, geleneklerimiz yok  olacaktır.  Tohum bir mucizedir. Yaradanın bir mucizesi....Formülü O´ na aittir. Bu formülü bozarak  tapusunu üstüne alarak dünyaya pazarlamak insanoğlunun en büyük hadsizliğidir. 

Tohum şirketlerinden  köylüye ücretsiz  sertifikalı fideler dağıtılmaya başlandığına dair haberler bana Ödemiş Bölgesinde yaşananları hatırlattı. Bir çiftçiden dinlemiştim... O yörenin patatesi meşhurdur. Çiftçi patatesini yetiştirirken birkaç çiftçi,    çok uluslu bir çiçek firmasının talebi doğrultusunda  kesme çiçek üretimine başlar. Çiçek soğanları  çiftçilere neredeyse bedava olarak dağıtılır ve alım garantisi vererek  çiçekler yetiştirilir. Çiçek ekenlerin iyi kazandığını gören diğer çiftçiler de patatesi bırakarak çiçek ekmeye başlarlar ve iyi kazanırlar. Artık patatesten vazgeçmişler ellerindeki makine araç gereç tarla düzenlerini tamamen kesme çiçeğe göre  ayarlamışlardır. Son yıllarda firma çiçek soğanlarının fiyatını gittikçe arttırmaya başlar. Hibrit olan soğan ancak iki sene mahsul verebildiğinden çiftçi soğanı firmadan almak zorundadır.  Soğanı 1´ e veren  firma,  çiçeği 2 ye almaya başlamış sonuç olarak çiftçi  ancak maliyetini karşılayacak bir geliri kabullenmek zorunda kalmıştır.  Söylendiğine  göre şimdilerde çaresizlermiş.. Ne çiçeği bırakabiliyor ne de patatese dönebiliyorlarmış.

Tohumculuk kanunu derhal gözden geçirilerek, dünya tekellerine hizmet edecek yerde, vatanımızın biyolojik zenginliklerini koruyacak,  köylünün ve çiftçinin yerli tohum kullaması yanında  yeni tohumlar üretme ve geliştirme çabalarını destekleyerek  insanımızın doğal ve sağlıklı gıdaya  ulaşabilmesi amacıyla  yerel tohum için ilgili düzenlemeleri  içerecek hale getirilmelidir.

 

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
EKONOMİK KRİZ VAR MI? YOK MU? (12 Ekim 2018 - Cuma)
SİYASETTE KADIN OLMAK (04 Eylül 2018 - Salı)
BUGÜNÜ ANLAYABİLMEK... (15 Nisan 2018 - Pazar)
SEVGİ KAÇ PARA !!! (13 Şubat 2018 - Salı)
DOMİNO ETKİSİ (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
GERÇEK EKMEĞİN PEŞİNDE 2 (08 Aralık 2017 - Cuma)
GERÇEK EKMEĞİN PEŞİNDE (27 Ekim 2017 - Cuma)
SAKARYA´DAN KERKÜK´E (14 Eylül 2017 - Perşembe)
MEMLEKET SEVGİSİ NEDİR? (19 Temmuz 2017 - Çarşamba)
KADİM DAVAMIZ KIBRIS (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
HADİ GELİN KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
PATATESTEN EKONOMİYE (20 Nisan 2017 - Perşembe)
TARZ-I SİYASET (08 Mart 2017 - Çarşamba)
VARLIK FONLARI (16 Şubat 2017 - Perşembe)
KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI VE TÜRKİYE (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
DÜNYANIN PARASI (17 Ocak 2017 - Salı)
DEMOKRASİ VE ANAYASA (04 Ocak 2017 - Çarşamba)
CUMHURİYETİMİZİN ANAYASA TARİHİNE DAİR... (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
ANAYASA TARİHİ (13 Aralık 2016 - Salı)
ANAYASALAR NEDEN ÖNEMLİDİR (08 Aralık 2016 - Perşembe)
YENİDEN ÜRETEN TÜRKİYE (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.2810
EURO
6.0289
Tekirdağ Hava Durumu
Bugün
Parçalı bulutlu
Çarşamba
Fırtına
Perşembe
Bulutlu
Cuma
Bulutlu
10°