CUMHURİYET KADINLARIYLA SANATIN GÜCÜ
CUMHURİYET KADINLARIYLA SANATIN GÜCÜ
Tarih: 10.12.2018 19:56:55 / 326okunma / 1yorum
Nurcan BALIBEY

Bir gün bir gurup arkadaşla yapılan gezi programına katılmak üzere Tekirdağ / Süleymanpa´dan Kırklareli/Lüleburgaz İlçesi Ertuğrul köyüne gitmek üzere yola çıktık.

Emekli bir müzik öğretmeni olan Şükran Akdeniz´ in köydeki kadınlardan kurduğu Cumhuriyet Kadınları Korosu´nu dinleyecek, yine aynı kadınların hazırlayıp sunduğu kahvaltıyı edecek ve köydeki Kültür evini gezip şehrimize geri dönecektik.

Köye vardığımızda Cumhuriyet Kadınları Korosu bizi karşıladı. Kahvaltı edeceğimiz yere geldiğimizde, ayağımıza takmamız için verilen galoşları giydik. Dokuma kilimler serili dik ve dar merdivenlerden binanın üst katına çıkarak üzeri kahvaltılıklarla dolu masalara yerleştik. Her birimizin keyif alarak yaptığı kahvaltı sonrası aşağıya indik. Avluda dizili olan sedirlere ve sandalyelere oturarak koronun bizlere vereceği müzik ziyafeti için hazırdık.

Avlunun başında bir masanın üzerine konmuş bir müzik aleti olan org vardı. Koronun kurucusu Şükran öğretmen, yanına korodaki kadınları da alarak bu müzik aletinin başına geçti ve bize koronun kuruluş öyküsünü ve amacını anlatmaya başladı.

“ Yakın zamanda yitirdiğim rahmetli Babama dedim ki; Şehirlerimizdeki kadınlarımız kendilerini bir şekilde ifade edebiliyorlar, gerek sanatla gerekse derneklerle. Köydeki kadınlarımız, analarımız, bacılarımız ise ya televizyon başında ya da ineklerle uğraşmakta ya da tarla işinde. Onlardan bir koro kursam nasıl olur?  Babam biraz şaşkın bir halde...

-Nasıl olacak böyle? Onlar ferace giyiyorlar, siyah yerlere kadar, üzerlerinden onu çıkartamazsın, dedi. Hepsi elli yaşın üzerinde kadınlar. Burada köyümüzde Kültür Evi var orasını biraz sonra sizlere gezdireceğiz göreceksiniz. Oranın bahçesine köyümün kadınlarını erkeklerini topladım.

Onlara dedim ki:

-Sizden bir koro kuracağım. Birbirlerine bakıp aralarında fısıldaşmaya başladılar.

-Koro gördünüz mü? Ne demek biliyor musunuz?

- Televizyonda gördük. Bir grup insan şarkı söylüyorlardı, dediler ben onlara koronun ne olduğunu anlattım.

-Sizlerden de öyle bir koro kurmak istiyorum bunu sadece istekli olanlarınızla yapacağım. Dediğimde on üç kadın gönüllü oldu. Daha sonra bu sayı on yediyi buldu.”  

Anlatmayı sürdüren Şükran öğretmen, İki elini göğsünün hizasında, bizlere dönük bir halde iki yana açarak, “hiç bilmiyorlar, hiç!.. ”dedi gözleri çakmak, çakmak devam etti.

“Erkekler de;

-Sonuna kadar arkandayız, dediler. Sonra koroyla çalışmaya başladık. Burada bir Kültür evimiz var size orayı da gezdireceğiz. Altında bir bodrum var; penceresi yok, karanlık her yanı! Ancak kapı açılınca içerisine ışık giriyor. Orada çalışmalarımızı sürdürüyorduk.” dedi, bunu derken hemen yanı başında sıralanmış olan başlarında beyaz yaşmakları; çiçek desenli pazen şalvarları; koro gurubunun kadınları; şalvarlarıyla aynı desen yelekleri üzerlerinde; kollarını aşağıya sarkıtmış bir halde kendi ellerini kavuşturmuş büyük bir saygıyla Türkan Öğretmeni dinliyorlardı.

Şükran öğretmen anlatmaya devam etti:

“ İçlerinden bir anacığım, bir gün dedi ki;

-Gelin sizi bir yere götüreyim. Bahsettiği yer dere boyundan gidince ileride bir köprü.  Orayı da göreceksiniz sonra, oraya gittik. İçlerinden birine dedim ki;

  -Al sen bizi bu cep telefonuyla çek, biz de burada bir şeyler söyleyelim. Diyelim ki;  Bu memleket bizim parçalanamaz! Havasına suyuna, taşına toprağına, bin can feda yurduma, türkülerimizi söyledik.

Aaa! İnanır mısınız? Beş bin beğeni ve paylaşım aldık. Daha çok çalışmalıydık. Nisan ayında Lüleburgaz Kaymakamımızdan, ‘Proje ödülü´ aldık. Aldığımız ödülleri raflarımıza koymaya başladık. 

            Trakya´nın birçok il ve ilçelerinde konserler verdik. Bizler için, ‘ göbek atıp türkü sülüyolar´ diyenler; bu plaketleri görünce: 

-Bunlar ne Mari,  ne işe yarıyacak? Diyenler de oldu. 

Diyorlar ki; Kim bu şalvarlılar, kim bu beyaz yaşmaklılar, ne yapıyorlar? “ İki elini tekrar masanın üzerine koydu başı önde eğildi. Kendi şaşkınlığını da ifade eden tavrıyla anlatmaya devam etti.

“Cumhuriyet için, çığırıyoruz biz! İnanmamış Kanal D bizi çekmeye geldi,” dediği anda Türkan öğretmeni, dinleyen topluluktan mutluluk ifadesi içeren sesler yükseldi. İçlerinden bazıları;

 “ Evet! Evet! Ben gördüm Kanal D verdi Koroyu” dediler.

Şükran öğretmen, hem anlatıyor hem de yaşananları, tiyatral şekliyle de ifade etmeye çalışıyordu.

“Adamları aldım çalıştığımız bodrum katına götürdüm. Aşağıya inerken içlerinden biri yeterince eğilmediği için başını çarptı.” “Aaa! Hakikatten karanlık,” dedi inanamadı gördüğüne,” dediği anda dinleyen topluluk ta yine bir kıkırdama, gülümseme sesleri yükseldi.

“Star geldi, inanamamış o da. Bizim görüntülerimizi çekti, sonrasında TRT1 geldi.

 -Hadi Mari doluşun arabaya, yürüyün İstanbul´a oraya gideceğiz, dedi. Ben dedim ki;

“ Hop! Dedim, şimdi Dur!”

-Niye?” Diye sordu.

-Siz, dedim. Şey yaaa! Hani TRT´siniz ya! Hani biz yani şey!

-Hımm! Dedi. Benim ne demek istediğimi anladı.

 -Herkes bir mi? dedi. İkna oldum, koromuzdaki kadınlarıma, ´ yürüyün gidiyoruz´ dedim.” Diyerek avcunu açmış her bir parmağı bir diğerine değmeyecek kadar açık, elini soldan sağa doğru hızlıca savururken, yüzünde mutlu bir ifadeyle devam etti.

“Orada, ATATÜRK ve CUMHURİYET vurgusu yapalım, bir saat bayrağımızı dalgalandıralım bu bize yeter. İstanbul´a gittik. Çekimler yapıldı. Koromuzdaki kadınlarımızın manileri de var. Atışmaları da var. Onları da yaptık orada. Böylelikle daha çok tanınır olduk. Bir gün bir telefon geldi.

-Ben Yönetmen Jale, sizin belgeselinizi yapmak istiyorum, dedi. Buyur dedik. Geldi. Mayıs ayında bizim belgeselimizi çekti. Yönetmenimizin köye gelerek çekim yapması, köy erkekleriyle konuşması, bunun bir belgesel olacağını açıklaması; yaptıklarımızın basit olmadığını gösterdi. 

Öyle ya! Tee! Denizli´den ekibiyle gelip, neden bizim filmimizi yapsınlar dı?” diye anlatırken Şükran öğretmen, eğilerek iki elini yine klavyenin üzerinden uzatıp masanın boş yerine koydu. Gözleriyle şöyle bir topluluğu taradı ve yüksek sesle sordu:

“TRT Belgeselimizi kimin desteği ile çekti biliyor musunuz?  Valla, ben de şaşkınım!” dedikten sonra, doğruldu, elini birleştirdiği avuçlarını ovuşturdu. Muzipçe ama durumdan memnun, devam etti.

“ Kültür Bakanlığı´nın desteği ile.” dedi. O anda alkış koptu. Bina sınırlarını belirlemek amacıyla çevreledikleri avlu duvarını aşan sesler köy meydanında yankılandı. Ağaçlarda pineklemekte olan çeşitli kuşlar bir anda uçuştu. Topluluğun içinden, ´Hayret! Valla hayret,´ diyenler oldu. “

              Daha önceden Şükran öğretmenin babasını kaybettikten sonra İzmir´e taşınacağını duymuştuk ve bilhassa kendisine güle güle demek için de bu ziyareti gerçekleştirmeyi istedik. Oturduğumuz sedirde, sonbaharın serinliği biraz üşütse de bu hiç birimizin umurunda değildi.

Şükran öğretmen anlatmaya devam etti.

“Bu şekilde Marmaris Film Festivalinde, Ekim ayında birinci seçildi filmimiz. Şimdi festivalleri dolaşıyor. 7 Aralık 2018´de filmimiz İzmir´de gösterilecek. Bilhassa onun için gidiyorum…” diyerek eliyle korodaki kadınları işaret etti.

“ Hepsi başrol, hepsi birer değer bu ülke için. Burada tarihi bir olay oldu… Bu köyde! Ne biliyor musunuz?

Bu kadınlarımız haykırıyorlar Türkiye´de, bakın hepsi ilkokul mezunu, elli yaş üzeri, Fatima ana seksen iki yaşında. Hepsi Atatürk sevdalısı Cumhuriyet kadını, başka bir şeyleri yok! Sahip oldukları tek şey vatanseverlik! CUMHURİYET ve ATATÜRK! “ dedikten sonra derin bir iç geçirdi hüzünle.

“Sonra burada bize ne oldu biliyor musunuz? Çalışmalarımızı sürdürdüğümüz o kültür evinin bodrumundan atıldık. Köyün ortak kullanım alanı var, muhtarlığa ait oraya gitmek istedik izin verilmedi. Kaldık mı sokakta!

Çalışma yerimizden çıkarılmamız, kahvaltı yerimizin olmaması bizleri yıldırmadı. 

Eşi ölen bir anamız, bizlere buğday ambarını verdi çalışmamız için.

Kadınlarımıza:

-Yürüyün Mari, dedim,” diye anlatımını sürdürürken eliyle bulunduğumuz avlunun içindeki iki kattan oluşan binayı işaret etti.

 “Burayı biz elceğizlerimizle kazıyarak, düzelttik. Elektrik, su bağlattık İmece usulüyle para toplayarak burayı düzenledik. İstanbul´dan Birten ve Çelil öğretmenimiz, Lions Klübü adına bizlere yardım ettiler. Masa ve sandalye getirdiler. Bizlere destek olan köy halkından bir grup kadın, evlerinden soba, kilim, minder, halı, tabak, bardak getirdiler. Ben de masalarda gördüğünüz örtüleri diktim.

Kadınlarımız haftanın iki gecesi burada toplanarak gün yapıyor sosyalleşiyorlar. Çalışmalarımızı da burada yapıyoruz. 

Evde üretilen organik gıdalarla; köy yumurtası, ekşi maya ekmek, tereyağı, ekşimik, reçel, kahvaltılık, kuskus, erişte, salça ve sebzeler üreterek, bunları da satıyorlar. Aynı zamanda burası köy kadınlarımıza gelir kapısı oldu. 

Yıkılmadık ayaktayız! Bize destek olduğunuz için hepinize cani gönülden teşekkür ediyorum… “ derken alkışlar arasında konuşmasını sürdürdü.

“Biz dilenmiyoruz, sabah saat altıda kalkıyoruz, çalışıyoruz. Sonunda da burada türkülerimizi çığırıyoruz, maniler okuyoruz, atışmalar sergiliyoruz. Biz, alın teriyle üretiyoruz…  Bakın, biraz sonra gidecekler, yukarıdaki bulaşıkları tertemiz yıkayacaklar, yerlerine yerleştirecekler ve bir sonraki misafirler için hazır edecekler,” diyerek yanı başında duran Cumhuriyet Korosu kadınlarını gösterdi.

“ Üst katta verilen kahvaltıdan elde edilen gelirle binanın ve verilen kahvaltının giderleri karşılanıyor, artan miktar da kadınlarımız arasında eşit olarak bölüşülüyor. Kadınlarımız, kendi bahçelerinde, kendi tarlalarında ürettikleri doğal ürünleri sizlere sunuyor. Kahvaltıda yediğiniz yumurta ve sebzeler, içtiğiniz süt en doğal en taze haliyle ikram ediliyor. ” dedi ve tekrar alkışlar koptu. Tüm misafirlerin gözleri hayranlık ve gururla parladı.

Şükran öğretmen, eliyle gösterdiği, içinde kocaman bir çınar ağacının da bulunduğu avlunun, duvarla çevrilmesine, neden gerek duyulduğunu anlatarak devam etti. Duvar; tel örgünün yapma çimle süslenmesiyle güzellik katılmış yüksekçe bir çitti aslında.

“Bizim koroyla, misafirlerimize sunduğumuz çalışmalarımız, bazı kesimlerce hoş bulunmadığından şikâyetler olmuş. Köy muhtarımızın Ankara ziyareti sonrasında bize gelerek dedi ki;

-Siz böyle ulu orta bu çalışmaları yapamazsınız… İşte! Biz de bu nedenle bu duvarı yapmak zorunda kaldık, böylece onlar bize ait olan, kirasını ödediğimiz bu yere karışma hakkına sahip olamadılar. Duvarımızı çektik. Şimdi sesimizin çıktığı alana karışamıyorlar, duvarın ötesini bize yasakladılar.

Canlarım! Bütün bunları bizler, bugün yapabiliyorsak Atatürk´ün sayesinde bunu unutmayalım! Atatürk´ün sayesinde,” dedi. Topluluğun uzun süren alkışlaması sonunda, başlarında beyaz yaşmaklarıyla şalvarlı Cumhuriyet Korosu kadınları yan yana dizildi. İçlerinden biri elinde Türk Bayrağıyla bir adım öne çıktı ve sola söylediği türkünün ardından tüm o güzel yürekli kadınlarımızın sunduğu özümüzü anlatan türkülerimizden bir demet sundu.

Programın bitiminde Şükran öğretmen:

“Bizler Cumhuriyet sevdasıyla yola çıktık. Arkamızda sponsorumuz yok.

  Bizlerin, ATATÜRK SEVDASIYLA ÇIĞIRMALARIMIZI DUYUP GELENLERE SELAM OLSUN!.. 

  Yıkılmadık, ayaktayız!..

 Tüm tehdit ve engellemelere rağmen bizler, köyümüzün kültürünü tanıtmaya, şiirler, marşlar ve türkülerimizi söylemeye devam edeceğiz. 

ATAM´ ızın dediği gibi: 

“KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR.” diyen sözlerinden sonra her birimizle vedalaştı. Bizler, aracımıza binerek köyden olağanüstü etkilenmiş bir halde ayrıldık.

                          Nurcan BALIBEY /  20.11.2018                                                                                                       

Anahtar Kelimeler: CUMHURİYET, KADINLARIYLA, SANATIN, GÜCÜ
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Mehmet Portakal
11.12.2018 00:43:45
Nurcan HANIM, güncel ANI-Öykü alanına dair çalışmalar yaparsanız, İYİ yolda olduğunuzu size söyleyebilirim, Saygılarımla,
Yazarın Diğer Yazıları
KADINI GÖRÜNÜR KILMAK (29 Kasım 2018 - Perşembe)
EŞİKTE (05 Kasım 2018 - Pazartesi)
İREM (22 Eylül 2018 - Cumartesi)
ÖZENTİ (11 Ağustos 2018 - Cumartesi)
SESSİZ SALDIRI (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
KIRKYAMA (22 Temmuz 2018 - Pazar)
ŞİZOFREN (08 Temmuz 2018 - Pazar)
DOSTUM KAPLUMBAĞA (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
ALTILIKLAR (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
İSTEMSİZ YATIŞ (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
ŞEHİRLİ GELİN (13 Mayıs 2018 - Pazar)
OYUNCAK EV (08 Mayıs 2018 - Salı)
ŞAPŞİRİK (29 Nisan 2018 - Pazar)
TARLA GÜNLERİ (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
EMİNE İLE MEHMET (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
KELEBEKLERİN HAZİN SONU (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
SECCADE İZİ (08 Nisan 2018 - Pazar)
KARA YAZGI (30 Mart 2018 - Cuma)
PALAMARKALI KADINLAR (24 Şubat 2018 - Cumartesi)
BEYAZ GÜN (18 Şubat 2018 - Pazar)
ÇUÇULLU ÇOCUK (09 Şubat 2018 - Cuma)
DAMACANALI KADIN (03 Şubat 2018 - Cumartesi)
TEKİRKÖY´DEN MUTLUKENT´E (03 Şubat 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.3429
EURO
6.0908