BUHURDAN PARFÜME KOKUNUN ÖYKÜSÜ
Uygarlıkların şahidi kokular
Tarih: 21.10.2019 12:49:44 / 210okunma / 0yorum
ElifCE

BUHURDAN PARFÜME KOKUNUN ÖYKÜSÜ

---UYGARLIKLARIN ŞAHİDİ KOKULAR---

Tütsü yakmanın manevi temizlenme ve tanrılara yaklaşma aracı olarak kabul edildiğini, melekleri ve iyi ruhları toplarken, şeytan ve kötü ruhları uzaklaştırdığına inanıldığı, bazı büyü ritüellerinde, dini törenlere ve havadaki kötü etkenlerin uzaklaştırılmasın istendiği durumlarda tütsü yakıldığını bilmekteyiz. Tütsü için kullanılan eşyalar M.Ö. 3.yüzıl – M.S. 19.yüzyıl tarih aralığına yayılan, pişmiş toprak, bronz ve çini buhurdanlarla, kandil formunda koku kabı olan kotonlarla temsil edilmektedir.

Kokulu yağlar, parfümler, kokulu kremler tarihi süreçte, zenginlik ve güç simgesi haline gelmiş, önemli ve pahalı ticari mallar ara girmiştir. Hem dini, hem sağlık hem de güzellik alanlarında kullanılan bu malzemelerin saklanmasında taş, pişmiş toprak, cam, kurşun ve benzeri değişik malzemelerden üretilen şişe ve kutular (pyksis) kullanılmıştır. Bu değerli malzemenin saklanması için koku şişelerinin arasında alabastron, amphoriskos, oinokhoe, aryballos, stamnos, unguentarium ve ampulla formunda kaplar sıralanabilir. Bu formların pek çoğu cam ustalarının da repertuarına girmiştir. Temiz ve kokusuz bir malzeme olan cam, kokulu maddelerin saklanmasında yaygın olarak kullanılmıştır. Özellikle M.Ö. 6.YY iç kalıp tekniğiyle üretilen cam kaplara bakıldığında Yunan seramiğinin bazı formlarının etkisinde kaldığını, alabastron formunda olduğu gibi bazen de Mısır etkili formların üretildiğini görmekteyiz. İç kalıp tekniğiyle yapılan formlar merhemlerin, kokulu yağların ya da parfümlerin saklanması amacıyla kullanılmaktaydı. Değişmeyen ve belli ölçülere sahip olan bu kaplar parfüm satıcıları için idealdi.

Bu şişeler ve kutuların dini törenler, şifa ve günlük kullanım malzemelerini muafaza etmenin yanında güzel kokuları yaşamın ötesinde taşıma isteği ile mezarlara armağan olarak konulduklarını da bilmekteyiz.

İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren doğanın sunduğu binlerce güzel koku, dinden tıbba, hijyenden güzelliğe insan yaşamının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Birçok çok tanrılı ve tek tanrılı bazı dinlerde, törenler sırasında ateşe güzel kokulu maddeler veya sıvı serpmek yani tütsü/buhur yapmak ayrılmaz ritüellerden idi.

 Arkeolojik buluntu ve belgelerden; Çin, Hint, İran, Mısır, Mesopotamya, Anadolu, Yunan, Roma, Aztek, İnka gibi medeniyetlerde, tütsü yakmanın manevi temizlenme ve tanrılara yaklaşma aracı olark kabul edildiği, melekleri ve iyi ruları toplarken, şeytani ve kötü ruhları uzaklaştırıldığına inanıldığı anlaşılmaktadır.

Günlüğün, toz haline getirilmiş çiçekler ve kokulu yağlarla karıştırılarak yakılması büyü ritüelinin önemli parçalarındandı. Eski Mısır´daki Grekçe büyü papirüslerinin arasında, güçlü kötülük kovucu özelliklere sahip yedi gezegene (5 gezegen ile güneş ve ay) atfedilen yedi tütsüden bahsedilmektedir. Satürn´in sığla (günlük), Jüpiter´in malabathron, Venüs´ün çobandüdüğü, Mars´ın kostos, Merkür´ün Çin tarçını, Güneş´in sığla (günlük), Ay´ın tütsüsü ise mürdü. Bunlar yedş gezegenin yedi çiçeğiyle (gül, nilüfer, nergis, beyaz zambak, erephyllinon, şebboy, mercanköşk) karıştırıldı.

Tütsünün havaya dağılarak, şifalı özellikleri olan güzel kokular yaydığına inanılırdı. Havanın arındırılması Hipokrates´a göre önemliydi çünkü havanın kirlenmesi hastalığın birincil nedeni olarak görülüyordu.

Eski Mısır, Mezopotamya, İbrani ve Hint kaynaklarından, öd ağacı, sandal ağacı, ladin, günlük,  şeker kamışı, tarçın, Çin tarçını, reçine, balsam ve kurutulmuş limon kabuğunun başlıca tütsü maddeleri olarak kullanıldığını öğreniyoruz.

Tarihi süreçte, zenginlik ve güç simgesi haine gelen güzel kokunun hammaddeleri, elde ediliş ve üretim teknikleri bir sır gibi saklanıyordu. Güzel koku ve hammaddelerine ulaşım ve bu ticarette tekel olabilme isteği insanoğlunu uzun yolculuklara, keşiflere yönlendirmişti. Tüm bu mücadeleye rağmen uygarlıklar arasında kültürel ve ticari ilişkiler, kokulu maddelerin kullanım şekilleri ve üretim tekniklerinin yayılmasını sağladı.

Pek çok kaynakta güzel koku kullanımının ve üretimin Eski Mısır´da başladığı kabul edilmektedir. Güzel koku, tanrılara sunulan değerli bir hediye idi. Rahipler her gün tanrıların heykellerini güzel kokulu merhemlerle ovar, tütsülerle kokulandırır, tanrılara sabah reçine, öğlen mür, akşamları ise Kyphi sunarlardı. Parfümler tapınaklarda rahipler tarafından büyük bir gizlilik içinde üretilirdi. Edfu tapınağında bulunan laboratuvarın duvarlarındaki binlerce parfüm reçetesinin arasında yer alan ve bilinen en eski parfüm reçetelerinden biri olan Kyphi, hem tütsü hem de ilaç olarak şaraba katılarak kullanılıyordu.

M.Ö. 3000´lerde Mısırlıların saçlarını ve tenlerini yağlar, merhemler ve parfümler ile yumuşattıkları bilinmektedir. Sabun bilinmediği için kokulu yağlar ve merhemleri temizlik içinde kullanıyorlar, ter kokularını önlemek ve parazitleri uzak tutmak için akgünlük bazlı merhemlerle vücutlarını ovuyorlardı. Ruhun ölümsüzlüğüne ve bedenin tekrar hayat bulacağına inanılan Mısır´da güzel kokular ve tütsüler mumyalamada da kullanılmaktaydı.

Çiçek ya da kokulu reçineler sıvı ya da katı yağ içerisinde uzun süre bekletilerek kokulu yağlar elde ediliyor, parfüm bileşenlerinde süsen, lotus, zambak, portakal çiçeği, Çin sümbülü gibi çiçekler, mür (mürrüsafi) amber, misk, akgünlük, sedir ağacı, kakule, asilbent, kasnı otu, Çin tarçını ve sedir ağacı gibi maddeler bulunuyordu.

Koku üretimi için Arabistan, Hindistan ve Çin´den de hammaddeler ithal ediliyor, Asurlular, Babilliler, Giritliler ve Persler´le ticaret yapılıyor, bazı maddeler için ise kaynağı olan güneye, Afrika´nın içlerine asker seferleri düzenleniyordu.

Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki Mezopotamya´da Sümerlerin rezene, mür, sığla yağı, styrax, gül, nane, defne gibi bitkisel ve hayvansal aromatik maddeleri kullandıklarını; gül suyu ve başka çiçek suları elde etmeyi bildikleri tabletlerden öğreniyoruz. M.Ö. 7. Yüzyılda Ninive ve Babil; doğu kokularının ticaretinin ve parfüm üretiminin merkezleriydi. Arabistan Yarımadası´nın kokulu reçineleri, Çin´in kafuru, Hindistan´ın tarçını, Persopolis, Palmyra ve Anadolu´nun sedir, mimoza, zambak, yasemin, gül ve safran kokuları önemli ticaret maddeleriydi.

Antikçağ´da Arap Yarımadası´nın güneyi kokulu maddelerin ana vatanı olarak bilinmekteydi. Herodot, Arap Yarımadası´ndan bahsederken ‘´tütsü, mür, casia, tarçın ve laden çıkaran tek ülke burasıdır´´ der. Strabon ise bu bölgeyi güzel kokular ve itriyat ülkesi olarak tanıtır.

Yunanlılar ve Romalılar bu kokulu maddelerin hepsinin Arap Yarımadası´nda üretildiklerini sanıyorlar. Arap tüccarlar ticareti tekellerinde bulundurmak için Hindistan, Habeşistan ve Uzak Doğu gibi diğer kaynakları gizli tutuyorlardı.

Sandal, akgünlük, misk, reçine, kına çiçeği, yasemin, lotus ve gül önemli ticari ürünler ve zenginliğin kaynağı idi. M.Ö. 6. Yüzyılda Kudüs´te parfümcülük daha çok kadınların yer aldığı ayrı bir meslek grubuydu.

Anadolu´nun Pers istilası ve İskender´in Doğu seferi ile Yunan parfümcülüğü; Hindistan, Babil ve Mısır parfümcülüğünden etkilemiş ve zenginleşmiştir. 

Şölenlerde misafirlere ellerini temizlemeleri için kokulu yağlar ile karıştırılmış kil ikram ediliyor, ardından eller kokulu merhemlerle ovuluyordu. Hem erkekler hem de kadınlar vücutlarının farklı yerlerine farklı kokular, saçlarına ise kokulu yağlar sürüyorlardı.

İlk botanikçilerden Theophrastus´un (doğumu M.Ö. 370) verdiği bilgilere göre Yunan parfümleri arasında tıpkı Mısır parfümleri gibi değişik bileşenler  kullanılarak özel olarak tasarlanan parfümler vardı. Parfümler çiçekler, yapraklar, sürgünler, kökler, ağaç kabukları, meyve ve zambaklar gibi farlı malzemeler karıştırılarak üretiliyordu. Günümüze ulaşan reçetelerden; Kypros; bergamot, nane, kekik, Egyptian; birçok birleşenin yanı sıra tarçın ve mür, Megalein ise reçine, balanos yağı, Çin tarçını, tarçın ve mür içeriyordu.

Kokuların diğer kullanım alanı ise dini törenlerdi. Kurbanlar akgünlük ve şarap ile birlikte yıkanıyor, ölü yakma törenlerinde, cenazenin yakıldığı odun yığını üzerine, akgünlük serpilerek şarap dökülüyor, ardından kemikler şarapla yıkanarak kokulu merhemlerle karıştırılıp saklanıyordu.

 Roma İmparatorluğu´nun parfüm kültürü, Yunan topraklarının Roma hakimiyetine geçmesiyle, Doğu ile şekillenmiş olan Yunan parfüm sanatından da etkilenmiştir. Parfümler ve aromatik maddeler uzunca bir süre lüks üretim malzemesi olarak kullanılmış, Anadolu, Suriye, Mısır ve Arap Yarımadası´ndaki kaynakların kontrolünü ele geçirilene kadar ticaretine büyük miktarda paralar harcamıştır.

M.S. 1.yüzyılda imparatorluğun geniş topraklarından gelen pek çok parfüm arasında süsenli, safranlı, mercanköşklü, kınalı, zambaklı parfümler ve gül parfümü en çok tercih edilenlerdi. Mür, reçine, bal, sedir yağı, akgünlük ve tarçın gibi maddeler de parfüm yapımında kullanılıyordu.

Gül, biberiye, portakal çiçeği, nane, adavçayı, zambak, mür, bal, hint sümbülü, anason ve lavantadan üretilen kokulu yağlar en çok tercih edilenler arasındaydı.

Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu da koku bakımından zengindi. Kokulu ve boyar maddeleri satan esnaf bugünkü Sultanahmet Meydanı (Million) çevresinde bulunuyordu. Mısır Çarşısı´nın yerinde bulunan kapalı çarşı (Makron Envcalos) ise uzak yerlere yapılan ticaretin merkeziydi.

Bizans Dönemi´nde güzel kokulu tütsü, kilise ritüellerinin ayrılmaz bir parçasıydı.

Güzel koku aynı zamanda şifa amacı ile de kullanılıyordu. Pantokrator Manastırı´nın hastanesinin tıbbi malzeme alışveriş listesinde tütsü ve mür vardı. Buhur ve tütsülemede kullanılan ıtırlar, askeri harekatlara götürülen tıbbi malzemelerin arasındaydı.

Kutsanmış kokulu yağlar temin etmek, kutsal mekanlara yapılan hacların temel nedeniydi. MS 570 civarında Kudüs´e yolculuk yapan Piacenza, Kudüs´teki Kutsal Mezar´da gerçekleşen yağın kutsaması ritüelinden bahseder. MS 7.yüzyılda lona başrahibi Adomnan Ayasofya´daki Gerçek Haç Rölikleri ve bu rölikler tarafından mucizevi bir şekilde üretilen şifalı yağın en küçük bir damlasının bile hastalığa tutulmuş ya da rahatsızlığı olan insanlara uygulandığında tedavi ettiğini anlatır. Kutsal yağ üretmenin bir diğer yolu röliklerin (ünlü aziz ve şehitlerden geriye kalan giysi parçaları, eşyalar ve kemik parçaları) bulunduğu lahdin kapağının üstündeki delikten yağ dökülmesi rölik ile temas ederek kutsanan ve lahdin alt kısmındaki deliklerden akan bu yağın toplanmasıydı.

Osmanlı´da güzel koku önemliydi. Özellikle saray kültüründe güzel koku için gül suyu ve buhur yakma bir gelenekti. Gül suyu üretimi, imbikten geçirme usulüyle yapılan gül yağı üretiminin başlangıç safhası olup, taze gül yapraklarının, kokusunun suya geçirilerek hazırlanmasıyla oluşur. Hazırlanan bu gül kokulu suya ‘´gül suyu´´ yani ‘´gülab´´ denir. Gül suyu Osmanlı Dönemi´nde genellikle ‘´gülabdan´´ denilen üst kısmındaki ince ağzından gül suyu serpmek için kullanılan özel şişelerde bulunurdu.

Gül suyu sadece güzel koku amaçlı değil tatlandırıcı olarak da saray mutfağında kullanılmıştır.

Osmanlı sarayında yapılan bütün ziyafetlerde ve toplantılarda yemek sonrasında ellerin yıkanmasının ardından kötü kokuyu engellemek için gül suyu ikram etmek bir adetti. Gül suyunun takdimini sarayın özel hizmetkarlarından biri olan ‘´vekilharç´´ yapmaktaydı. Önemli devlet büyüklerine şerbet, kahve ve gül suyu ikram edilir ardından buhur yakılırdı. 

 

/resimler/2019-10/21/1253008011839.jpg

 

/resimler/2019-10/21/1253317856214.jpg

Anahtar Kelimeler: BUHURDAN, PARFÜME, KOKUNUN, ÖYKÜSÜ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
HAYVANSEVERLERİN SESİN DUYUN!! (09 Kasım 2019 - Cumartesi)
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK´ÜN GÖZYAŞLARI (28 Ekim 2019 - Pazartesi)
MAVİ KELEBEKLER (13 Temmuz 2019 - Cumartesi)
ACI TATLI ŞENLIK (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
ATATÜRK ve GENÇLİK MARŞI (17 Haziran 2019 - Pazartesi)
MUHTEŞEM İKİLİ (31 Mayıs 2019 - Cuma)
KUTSAL BİLGELİK - AYASOFYA (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
Bugün HIDIRELLEZ (05 Mayıs 2019 - Pazar)
Unutulan Yeniçeri: Lambacher Ali (28 Nisan 2019 - Pazar)
Yeryüzü Melekleri (30 Mart 2019 - Cumartesi)
CANBERK (19 Mart 2019 - Salı)
APOKRIES KARNAVALI (14 Mart 2019 - Perşembe)
SEZARIN HAKKI SEZARA!!! (26 Şubat 2019 - Salı)
EŞİTLİK İKİLEMİ (03 Şubat 2019 - Pazar)
Sahra Hastanesi (27 Ocak 2019 - Pazar)
Güncellenmiş SEDANKA (09 Ocak 2019 - Çarşamba)
GREECE- KAVALA - DRAMA (30 Aralık 2018 - Pazar)
İKİ EZANLI ARALIK (23 Aralık 2018 - Pazar)
ŞEYTAN ALAYI - BEAUTY AND THE BEAST (11 Aralık 2018 - Salı)
Masal Şehri Prague (25 Kasım 2018 - Pazar)
Bir yeryüzü Cenneti - HALLSTATT (16 Kasım 2018 - Cuma)
HALLOWEEN (02 Kasım 2018 - Cuma)
BAZ+TİZ=OKTAV (16 Ekim 2018 - Salı)
Şartlandırılmış Özgürlük! (09 Ekim 2018 - Salı)
ULUCAMİ - OSMANLIYA YOLCULUK 2 (30 Eylül 2018 - Pazar)
OSMANLI´YA YOLCULUK (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
NEVESTA (02 Eylül 2018 - Pazar)
Madame Tussauds (09 Ağustos 2018 - Perşembe)
PRİNKİPOS (05 Ağustos 2018 - Pazar)
Solak Piyanist ´´Wolfie´´ (24 Temmuz 2018 - Salı)
ÖLÜM MELEKLERİ (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Karadeniz Yayla Şenlikleri -2018 (08 Temmuz 2018 - Pazar)
ISLAK BURUNLAR (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kahve kokulu Bayramlar (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Sultanahmet´ de İftar (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
TAM GÖRÜNEN YARIMLIKLAR (20 Mayıs 2018 - Pazar)
STEYR (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
NAZIMIN AŞKLARI (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
ŞAHSİYET RÖTARI: 1 KADIN 3 ŞAİR (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
ANITKABİR: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.7665
EURO
6.3586